Nostaljik Türk filmleri  |   Nostaljik Yabancı filmler  |   İstanbul AVM'ler  |   Ankara AVM'ler  |   İzmir AVM'ler  |   Kıbrıs AVM'ler  |  

Antalya

Antalya (kent) (sehir)

Antalya (kent), Antalya ilinin merkezi. Antalya kenti aynı adlı körfezin kuzeybatı kıyısında, Akdeniz`e dik yarlarla inen Antalya ovasının düz zemini üstünde, denizden 30 m kadar yüksekte kurulmuştur. TARİH Antalya, Eskiçağ`da yöreye egemen olan Bergama Kralı Attalos II tarafından kuruldu ve kurucusunun adından gelen Attaleia adıyla anıldı. Bu ad sonradan Atalia, Adlaia, Adalya, Antâliyye biçimlerinden, Antalya`ya dönüştü. Bergama Krallığı`nın yıkılıp, topraklarının Roma İmparatorluğu`na geçtiği İ.Ö. I. yy`da Antalya limanı bir ara korsanların eline geçtiyse de, kısa süre sonra kentte Roma egemenliği sağlandı. Surları yeniden sağlamlaştırıldı ve gerek Roma döneminde, gerek onu izleyen Bizans döneminde, önemli bir liman ve ticaret kenti olarak gelişti. VII. yy`dan başlayarak Arap akınlarına hedef olan kent, 860`ta Araplar tarafından ele geçirildiyse de, kısa süre sonra, Bizanslılar tarafından geri alındı. XI. yy`da, Süleyman Şah ■yönetiminde`Türkler tarafından fethedildi; 1 ama, 1103`te bir kez daha BizanslIlar tarafından geri alındı. O tarihten sonra BizanslIlar ile Türkler arasında birkaç kez el değiştiren, ama Avrupalı ve Mısırlı gemicilerin sık sık uğradığı önemli liman kenti işlevini koruyan kent, İkinci Haçlı seferi yıllarında bir süre Haçlı kuwetleri tarafından üs olarak kullanıldı. Selçuklu hükümdarı Kılıçarslan ll`nin 1181 `de almayı denediği ama başarılı olamadığı Antalya, Latinlerin XIII. yy`ın başında İstanbul`u işgallerinden sonra Bizans toprakları bölüşülürken, İtalyanlara geçti. 5 Mart 1207`de Selçuklular tarafından fethedilen limanı, Selçuklu deniz kuwetleri için önemli bir üs işlevi gördü. 1 2 1 2 `de kısa bir süre Kıbrıslıların eline geçtiyse de, 1216`da İzzettin Keykâvus tarafından geri alınıp, kalesi yeniden onarıldı; yeni bir tersane kuruldu; rıhtım ve mendirekler onarıldı. Bu onarımlar ve eklemeler sonucunda kent, Selçuklu devletinin Akdenizdeki donanmasının merkezi oldu. Selçuklu devletinin Moğol istilası sonucunda zayıflaması üstüne Antalya, Hamidoğullarından Dündar Bey tarafından alındı. Dündar Bey`in daha sonra kardeşi Yunus Bey`e vermesiyle, bu kez Hamidoğullarının başka bir kolu alan Teke Beyliği`nin topraklarına katılmış oldu. 1361`de Kıbrıs kralı tarafından alındı. 1473`te Tekeoğlu Mehmet Bey tarafından geri alındı. Yıldırım Bayezit tarafından, Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı yönetim örgütü içinde Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi olan kent, bu dönemde genişlemeye başladı. Selçuklu döneminde surlar içinde kapalıyken, surların dışına taştı. XVI. yy`ın ilk yarısında 24 olan mahalle sayısı, aynı yy`ın sonunda 41`e ulaştı. Nüfusu da tahminlere göre 4 000`i aştı. Büyümesine paralel olarak, ticaret ve liman etkinliği Osmanlı döneminde de artan kentin limanı, Mısır ve Suriye`den gelen ticaret mallarının Anadolu`ya giriş kapısı haline geldi: Gemiler şeker, baharat, köle getiriyor, halı, kilim, kuru meyve, deri, kaşık, pamuklu dokumalar gibi Anadolu ürünleri yükleyerek dönüyorlardı. Antalya limanının bu canlı ticaret etkinliği, XVI. yy. sonlarında yeni deniz yollarının bulunmasıyla, Osmanlı devletinin dünya ticaret yollarının dışında kalmasına kadar sürdü. XVII. yy`da Antalya, büyük kesimi surlar dışında bulunan bir kentti. Bu yüzyılın ünlü gezgini Evliya Çelebi`nin verdiği bilgilere göre, yirmi dört mahallesinden dördü kale içinde, yirmisi kale dışında bulunuyordu. Gene aynı kaynağa göre, kale içinde beş, kale dışında altı cami vardı. Evliya Çelebi bu yüzyılda Antalya limanının 200 küçük gemi alabilecek kapasitede olduğunu belirtmiştir. Kentin nüfusununsa, 10-15 bin arasında olduğu tahmin edilmektedir. XVIII. ve XIX. yy`larda Antalya`da, nüfus ve alan açısından pek gelişme görülmedi. 1754`ten kalma bir tahrire göre 37 mahallesi olan, yaklaşık 10 000 nüfuslu bir kentti. XIX. yy`a kadar Anadolu eyaletine bağlı olan kent, bu yüzyılın ikinci yarısında yeni kurulan Konya vilayetine bağlandı. 1913`te bağımsız bir mutasarrıflık oldu. XX. yy`ın başında Antalya kenti, çevresiyle birlikte İtalyanlar tarafından işgal edildi (28 Nisan 1919). Yaklaşık 2 yıl kadar süren bu işgal 1 Haziran 1921`de İtalyanların kenti boşaltmalarıyla sona erdi. GÜNÜMÜZDE ANTALYA Cumhuriyet döneminin hemen ilk yıllarında Antalya ilinin merkezi olan Antalya`nın nüfusu, 1927 sayımında 12 481`di. 1950`ye kadar pek hızlı artmayan ve 30 000`i bulmayan (1950`de 27 515) nüfusu, o tarihten sonra hızla artarken, kent de yer yer ayakta kalmış surların dışına doğru her yönden genişlemeye başladı. Günümüzde kenti denizden ayıran yarlar iki yanda iki büyük kumsalla kesintiye uğrar: Batıda, kent yakınındaki Konyaaltı plajı; doğuda, kent merkezine 11 km uzaklıkta Lara plajı. Parklarını ve caddelerini süsleyen palmiyelerle güzel bir görünüşü olan kentin eski çekirdeğini, surların içindeki dar sokaklı alan oluşturur (son yıllarda bu kesim onarılarak, turistik amaçla kullanılmaya başlanmıştır). Kale dışına taşan yeni kesimse, geniş caddeleri, bahçeli evleri, çok katlı büyük iş hanları ve turistik büyük otelleriyle son derece modern görünümlüdür. Genişleyen kentin nüfusu da buna paralel olarak artmış ve ilk olarak 1975`te 100 000`i aşmış (130 774), 1990`da 400 000`e yaklaşmıştır (378 208). Bu gelişmeye, doğal olarak sanayi gelişmesi eşlik etmiştir: Daha çok dokuma, yağ, ambalaj malzemesi, un ve konserve fabrikaları; ferrokrom sanayisi.

Antalya (il) (sehir)

Antalya (il), Akdeniz Bölgesi`nde il. Yüzölçümü 20 591 km2,nüfusu 1990 sayımına göre, 1 132 21 1, merkezi Antalya kenti olan Antalya ilinin 15 ilçesi vardır: Merkez, Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Serik. Antalya körfezi kıyısında bir şerit biçiminde uzanan, batıda Muğla, kuzeybatıda Burdur, kuzeyde İsparta, kuzeydoğuda Konya, doğuda Karaman, güneydoğuda İçel illeriyle, güneyden de Akdeniz`le sınırlı olan Antalya ilindeki dağ sıraları, Batı Toroslar sistemi içinde yer alırlar. Göller yöresine doğru birbirine yaklaşan bu dağlar, Antalya körfezinin iki tarafına yelpaze gibi açılırlar. Anadolu`ya derin bir çukur biçiminde 80 km kadar sokulan Antalya körfezi kıyılarından biraz içerde, yüksek dağlar yer alır. Bu yüksek dağlar, körfezin doğu kenarında Geyik dağı (2 647 m), Yıldızdağ (2 619 m) ve Şeytandağı (2 403 m) gibi adlar altında kıyıya paralel olarak kuzeybatıya doğru uzanırlar. Körfezin batısındaki Teke yöresinde de, körfez kıyısına paralel sıralar halinde uzanan Tahtalıdağ (2 375 m), Beydağları (Akdağ doruğu 3 086 m) ve Elmalı ovasının batısındaki Akdağ (3 024 m) kuyez doğuya yönelirler. Batı Torosların, körfezin doğu ve batısındaki iki kolunu oluşturan bu dağlar, kıyıya oldukça yakın olduklarından, kıyının bu kesiminde geniş ve alçak ovalara rastlanmaz. Ama körfezin kuzey ucunda, koşullar biraz değişiktir. Körfezin doğu ve batı kıyılarındaki dağ sıralarının bu kesimde kıyıdan uzaklaşmaları sonucunda, körfezin kuzey köşesinde, dağlar ile kıyı çizgisi arasında kabaca üçgen biçimli, oldukça geniş bir alçak alan oluşmuştur. Antalya ovası adı verilen bu ova, batı yarısında dik yalıyarlarla başlayarak basamaklar halinde yükseldikten sonra, gerideki dağların eteklerinde, 200-300 m yükseltide son bulan bir `traverten taraçası` dır. Doğu yarısıysa bir alüvyon ovası görünümündedir. Antalya ovası dışında ilin en önemli düzlüğü, Teke yarımadasının orta kesiminde yer alan Elmalı ovasıdır. İlin kıyı kesimlerinde tipik Akdeniz iklimi görülmekle birlikte, bu iklim yüksek ve deniz etkisinden uzak kesimlerde az çok değişikliğe uğrar. Tipik Akdeniz iklimine örnek olarak Antalya meteoroloji istasyonunun verileri alınabilir. Bu istasyonun uzun süreli gözlemlerine göre kışın da sıcaklık pek azalmaz. En soğuk ay ortalaması 10 °C`ın altına düşmez (uzun süreli ortalamalara göre 10,1°C). Sıcaklığın sıfır derece altına düşmesine ender rastlanır: Günümüze kadar kaydedilen en düşük sıcaklık -4,6!°C` tır(5.2.1950`de). Don olayı da pek görülmez (yılda ortalama 1,5 gün kadar); geç başlar ve kısa sürer. Yapılan araştırmalara göre - 5°C 23 yılda bir, -10°C`sa ancak yüz yılda bir görülmektedir. Antalya`da yazlar uzun sürer ve çok sıcak geçer. En sıcak ay ortalaması 28,2°C`tır,- yazın sıcaklığın 44,6`°C`a ulaştığı da kaydedilmiştir (24.8.1958). Bu koşullar altında şiddetli bir buharlaşma olur ve yağışların zaten yaz mevsiminde yok denecek kadar az olmasından (Antalya`da yıllık tutarı 1 068 mm olan yağışın yalnızca yüzde 1,5`u yaz mevsiminde düşer; öteki mevsimlerin yağış payı kış için % 6 6 , ilkbahar için % 16,sonbahar için % 16,5`tur) dolayı, büyük’ bir su eksikliği ve sulama gereksinmesi doğar. Yukarıda sözü edilen iklim koşullarının tümü ancak dar kıyı şeridinde geçerlidir. İlin büyük kesimini oluşturan yüksek yayla ve dağlar, sürekli kar örtüsüyle kıyıdan bütünüyle farklıdırlar. Ormanların kapladığı alanın bütün yüzeye oranı bakımından Antalya, başta gelen illerimizden biridir. Bununla birlikte, burada da ormanlar büyük ölçüde yokedilmiştir. Geniş alanlarda orman bütünüyle ortadan kaldırılmış, varlığını ancak ulaşılması güç, yerleşme oranı az yerlerde koruyabilmiştir. Sözgelimi, Eskiçağ`da çok yaygın olan ve değerli kereste sağlayan sedir ormanları, günümüzde çok az yer kaplamaktadır. İlin orman bakımından en yoksul kesimleri, tarım etkinliklerinin en çok, nüfusun en sık, yerleşmelerin en eski olduğu Antalya ovası üçgeninde yer alır. Teke yöresinin iç kesimleri de orman bakımından yoksuldur. Antalya ilindeki ormanlar, uzun yaz kuraklığına uymuş bitki türlerinden oluşur. Doğal bitki örtüsünün 500-700 metreye kadar çıkan ilk bölümünde, makiler yer alır. Daha yukarılarda kızılçam, karaçam ve sedir gibi büyük ağaçlar çoğunluktadır. İlin akarsuları Toroslardan çok sert eğimlerle inen ve bir yandan yağışlarla, öte yandan da karstik yeraltı sularıyla beslenen çaylardan oluşur. Doğudan batıya doğru Kalandıran, Dim, Karpuz, Manavgat, Köprüsü, Aksu, Düden ve Boğa çayları bunlardan başlıcalarıdır. Bu akarsular karstik kaynaklarla beslendikleri için, yaz mevsiminde de yataklarında bol su taşırlar. Sözgelimi, Manavgat çayının yazın taşıdığı su miktarı, büyük bir ırmak olan Sakarya`nın taşma devresinde taşıdığı su miktarından fazladır. İlin kalkerli kesimlerinin sularıysa, `düden` adı verilen oyuklardan yeraltına akar ve büyük bir olasılıkla Akdeniz`e ulaşırlar. Antalya ili, yeraltı akarsuları, yeraltı gölleri ve mağaralarıyla da turist çekmektedir. 1990 sayımının sonuçlarına göre Antalya ili sınırları içinde 1 132 21 1 kişi yaşar. 1985-1990 arasında yıllık nüfus artış hızı il merkezi ve ilçe merkezlerinde %o 73,42, kırsal kesimde %o 2 2 ,3 5 , ortalama %o 47,88 olarak, Türkiye ortalamasının (%o 21,71) çok üstünde gerçekleşmiştir. EKONOMİ Antalya ilinin başiıca gelir kaynağı tarım ürünleridir. Tarım açısından en önemli özellik, yetiştirilen ürünlerin büyük çeşitlilik göstermesidir. Ekili alanların büyük bölümü tahıla ayrılmıştır. Tahıllar arasında buğday başta yer alır. İkinci sırada arpa vardır. Bununla birlikte buğday ve arpa ilin kıyı şeridinde önemsizdir; üretimin büyük bölümünü Elmalı ve Korkuteli ilçeleri, yani Teke yöresi sağlar. Pirinç ekimi de yaygındır. Ancak üretim, yıldan yıla büyük değişiklikler gösterir. Sanayi bitkilerinden pamuk birinci sırada yer alır. Daha çok Aksu, Köprüsü ve Manavgat çayı vadilerinin aşağı çığırlarında yetiştirilir. İlin iç kesimlerinde az miktarda şekerpancarı tarımı da yapılır. Turfandacılık günden güne önem kazanmakta, özellikle Finike ve Kumluca ilçelerinde yaygınlaşmaktadır. Turunçgiller üretiminde Antalya ilinin özel bir yeri vardır; Alanya, Antalya ve Finike önemli turunçgil merkezleridir. Antalya ilindeki portakal ağaçlarının sayısı son yıllarda 2,5 milyonu aşmıştır. İlde ayrıca muz da yetiştirilmektedir. Hayvancılık bakımından Antalya ilinin özelliği, keçi sayısının koyun sayısından fazla olmasıdır. Bal üretimi de ilde önemlidir. İpekböcekçiliği, gerilemiş olmakla birlikte, gene de önem taşır. Antalya ilinin çeşitli yerlerinde madenlere rastlanmış ve bunların bazıları (krom) işletilmiştir. Sanayi yeni gelişmekte ve özellikle Antalya kentinde kümelenmektedir. Başlıca sanayi kuruluşu ferrokrom fabrikasıdır. ULAŞIM Antalya`da demiryolu yoktur. Ulaşım kara, deniz ve havayollarıyla (Antalya havalimanı) sağlanır. Başlıca ulaşım yolları, Antalya-Burdur ve Antalya-lsparta karayollarıdır. Akdeniz kıyılarını izleyerek Antalya`yı doğuya bağlayan yol da oldukça düzgündür. Ancak, kıyıyı izleyerek batıya (Muğla`ya doğru) yönelen yol pek düzgün değildir.

Bunlara bakanlar bunlara da baktı

Benzer isimler

Güncel Filmler

Son Eklenen Filmler

Bi` İlhan İrem Vardı
Bi` İlhan İrem Vardı Devamı
Komünist Başkan
Komünist Başkan Devamı

Sizin için seçtiklerimiz

Müthis Bir Film
Müthis Bir Film Devamı
Bağdat Hırsızı
Bağdat Hırsızı Devamı

Bana Derler Fosforlu
Bana Derler Fosforlu Devamı
Kara Maske
Kara Maske Devamı
Batı Frekansı
Batı Frekansı Devamı

Kötü Eğitim
Kötü Eğitim Devamı
Bir Başkanın Ölümü
Bir Başkanın Ölümü Devamı
Sokak Dövüşçüsü
Sokak Dövüşçüsü Devamı

Yol Kenarı
Yol Kenarı Devamı
Angela ve Tony
Angela ve Tony Devamı
Hile Yolu
Hile Yolu Devamı