Nostaljik Türk filmleri  |   Nostaljik Yabancı filmler  |   İstanbul AVM'ler  |   Ankara AVM'ler  |   İzmir AVM'ler  |   Kıbrıs AVM'ler  |  

R

güneşbalığıgiller (hayvan)

güneşbalığıgiller, Özellikle Kuzey Amerika`daki ırmak ve göllerde yaşa­yan, ama Avrupa dahil dünyanın çeşitli yerlerinde rast­lanan 32 türü bulunan balık ailesi (Centrarchidae). Bü­yük bölümü iri, hantal gövdeli, parlak renkli balıklar olan güneşbalığıgiller ailesi üyelerinin sırtlarında boy­dan boya uzanan sırt yüzgecinin ön bölümü dikenlidir. Birkaç türün boyları 20 cm `yi aşar. Dişilerin ırmak ya­taklarında ya da göl diplerinde yaptıkları yuvalara dök­tükleri yumurtaları, erkek balıklar korur.

güneşkuşugiller (hayvan)

güneşkuşugiller, Türlerinin büyük bölümü Afrika`da, az sayıdaki türü A s­ya`nın ılıman bölgelerinde, bir tek türüyse Avustral­ya`da yaşayan kuş ailesi (Bil. a. Nectariniidae). 9-12,5 cm boyunda, genellikle ince uzun gövdeli, parlak mavi, yeşil ve kırmızı renkli, az sayıda türü de mat yeşil renkli kuşlar olan güneşkuşugiller ailesi üyelerinin gagaları uzun ve kıvrıktır; böylece, balözü alabilmek için ç iç e k ­le rin içine kolaylıkla uzatılabilir. Bazı türler, balözünün yanı sıra, böcek ve örüm cekle beslenirler.

turan güneş (kisi)

turan güneş, Türk siyasetçisi (Kandıra 1921-Çanakkale 1982). G a la ­tasaray Lisesi`ni ve İstanbul Hukuk Fakültesi`ni bitiren (1945) Turan Güneş, Paris`te hukuk doktorasını verdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi`nde Anayasa do­çentliğine yükselip (1954), Demokrat Parti`den millet­vekilliğine seçildi (1954). Basına ispat hakkı isteyenler arasında yeraldığı için partiden çıkarılınca, Hürriyet Partisi`nin kurucu üyeleri arasında yeralıp, Hürriyet Par- tisi`nin kapatılması (1957) üstüne C H P `y e geçti. Avrupa Konseyi Danışma Meclisi üyeliği, 27 Mayıs`tan sonra Kurucu Meclistüyeliği yaptı ve yeni Anayasa`yı hazırla­yan kurulda görev aldı. 1961`de seçilem eyince üniver­siteye dönüp, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi`nde ida­re hukuku profesörlüğüne yükseldi. CH P`deki etkinlik­lerini de sürdürerek "Ortanın solu" siyasetinin savunucularından biri oldu. 1973`te yeniden milletvekilliğine seçilip, Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinde Dışişleri bakanlığına getirilerek (1974), Kıbrıs bunalımı sırasında önemli rol oynadı; Birinci ve ikinci Cenevre Konferansı`nda Türkiye`yi temsil etti. 5 Haziran 1975 seçimlerinden sonra Ecevit`in kurmayı denediği azınlık hükümetinde görev aldıysa da, hükümet güvenoyu ala­madı. İkinci Milliyetçi Cephe hükümetinin düşürülm e­sinden (31 Aralık 1977) sonra kurulan Demokratik Par- ti-Cumhuriyetçi Güven Partisi ve bağımsızlar koalisyon hükümetinde görev almadı.

Güney Afrika Cumhuriyeti (ulke)

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasının güney ucunda devlet. Batıda Atlas okya­nusu, güneyde ve güneydoğuda Hint okyanusu, ku­zeydoğuda Svaziland, M ozam bik ve Zim babve, ku­zeyde Botsvana, kuzeybatıda Nam ibya`yla sınırlı olan G ü n ey Afrika Cumhuriyeti`nin sınırları içinde ayrıca, dört bir yandan kuşattığı bağımsız devlet Lesotho yera- lır. Dört eyalete bölünmüştür: Kap eyaleti, Natal, Oran-ge Ö zgür Eyaleti, Transvaal. Ayrıca siyahlara ayrılmış, kendisinden başka hiçbir devletin tanımadığı dört "ba­ğımsızlığı güvence altına alınmış devlet" (Transkei, Cis- kei, Bophuthatsvvana ve Venda) ile altı "siyah bölgesi" ("ulusal bölge") içerir. Üç başkenti vardır: Pretoria (yö­netim merkezi), Kap (yasama m erkezi),Bloem fontein (yargı m erkezi), Ümit burnundan geçen deniz yolu ne­deniyle dünya ticareti açısından çok önemli bir yerde bulunan ülkenin ekonomisi, Afrika`nın en çeşitli ve en gelişmiş ekonomisidir. Ama siyahlar ile beyazların ya­şadıkları bölgeler arasında ekonom ik bakımdan büyük farklılık görülür. Irk toplulukları arasında da önemli eko­nomik, toplumsal ve siyasal farklılıklar vardır. 1984`ten başlayarak beyaz azınlık yönetiminin katı bir tutumla uyguladığı ve ırk ayrımını yasallaştıran Apartheid siste­mi, siyahların gün geçtikçe güçlenen siyasal savaşımı, şiddet eylem leri, grevleri, ekonomik boykotları ve ya­bancı devletlerin yatırımlarını durdurarak ülkeye bir ekonomik ambargo uygulamaları, 1990 yıllarının ba­şında beyaz azınlık yönetimini, önemli reformlar ger­çekleştirmek ve Kasım 1993`te yeni bir Anayasa hazır­layarak, siyah-beyaz eşitsizliğini kabul etmek zorunda bırakmıştır.YÜZEYŞEKİLLERİ VE DOĞAL KAYNAKLARG ü n ey Afrika Cu m h u riyetin d e yüzeyşekilleri ve doğal kaynaklar bakımından büyük bir çeşitlilik gözlenir. Çok az sayıda doğal limanın yeraldığı 2 955 k m lik kıyı şeri­dinin arkasında tortul kayaçlardan oluşan, pek yüksek olmayan dağlar yeralır; topluca Kap dağları diye adlan­dırılan Cedarberg, Svvartberg ve Baviannskloof. Ü lke­nin doğu ucunda, Hint okyanusuna paralel olarak, ku­zeyde Transvaal`in iç kesimlerine kadar uzanan Dra- kens dağları (Drakensberg) uzanır. Bu yüksek dağlarda­ki boğazlar kış mevsiminde yoğun kar yağışı nedeniyle sık sık kapanır. Ülkenin en yüksek noktası olan İnjasuti doruğu (3 408 m) da, Drakens dağları üstünde, Lesotho sınırı yakınında yeralır.Drakens dağları ve kıyıya doğru sarp yarlarla ("büyük sarplıklar" bölgesi) inen etekleri, Natal ve Kap kıyı ova­larını, iç kesimdeki yüksek yaylalardan ayırır. Yüksek yaylalar bölgesinde yükseltiler 1 2 2 0 -1 830 m arasında değişir. Yaylalar bölgesinde yer yer tepeler ve alçak dağ sıraları (başlıcası G üney Transvaal boyunca, doğu-batı doğrultusunda uzanan, altın yataklarının bulunduğu Witwatersrand) yükselirler. Yaylalar bölgesi G ü n ey Af­rika C um huriyetinin olağanüstü yeraltı gelir kaynakları­nın (altın, elmas, kömür, demir filizi, bakır, manganez ve asbest) büyük bölümünü içerir.Ülkenin Botsvana`yla kuzeybatı sınırı boyunca uza­nan yüksek yaylaların yerini, kuzeyde Kalahari çölü alır. Kap dağları ile "büyük sarplıklar" bölgesi arasında me-salar ve alçaktepelerden oluşan dar, yarı-çorak bir hav­za olan Büyük Karoo yeralır.Akarsular. G ü n ey Afrika C u m h u riyetin d eki ırmakların hiçbiri ulaşıma elverişli değildir; bunun temel nedeni yağışların düzensizliği ve arazinin sarplığıdır. İç yaylala­rın büyük bölümü, Oranj ırmağı ile iki büyük kolu Vaal ve Caledon ırmakları tarafından sulanır. O ranj`ın suları Bloemfontein ve Kim berley çevresi ile güneyde Kap kı­yılarında, sanayide, kentlerde ve tarımda kullanılmak için kanallarla yatağından saptırılır. Bu uygulama, ır­maktan hem sulama, hem de hidroelektrik enerji elde etmeyi amaç alan Oranj Sulama Projesi (yaklaşık 2000 yılında tamamlanacaktır) kapsamında gerçekleştirilir. Ülkenin kuzey sınırının bir bölümünü oluşturan Limpo- po ırmağı, Transvaal`in büyük bölümünü akaçlar. Dra- tens dağlarında doğan Pongola, Kei, Great Fish ve Tu- gela gibi küçük ırmaklar ve Natal, Transkei ve DoğuKap`ın alçak tepelikleri ile düzlüklerinde kenarları dik vadiler oymuşlardır.İklim. Güney Afrika Cum huriyeti`nde, yüzeyşekillerin- de olduğu gibi, iklimde de, enlem derecelerinden ve uzun bir kıyı çizgisi bulunmasından kaynaklanan büyük bir iklim çeşitliliği gözlenir: Güneybatıda, Kap çe vre­sinde Akdeniz iklimi; Natal kıyısı boyunca yağışlı astro­pikal iklim; kuzeydeki yüksek bölgede savana iklimi; Özgür Oranj eyaleti ile G üney Transvaal`da bozkır ikli­mi; Kap`ın iç kesimleri ile kuzeybatıda çöl ve yarıçöl ik­limleri. Yıllık sıcaklık ortalamaları kuzeyde 23 °C ile gü­ney ve doğu bölgelerinde 12 °C arasında değişir.Ülkede en çok yağış (yılda 1 000 mm`nin üstünde) Drakens dağları ile Natal`ın kıyı kesimine düşer. En az yağış alan kesimse (yılda 200 mm`nin altında), Kap ken­tinin kuzeyinde Nam equaland`dadır. Ülke yüzey ölçü­sünün yaklaşık % 65`ine, sulama istemeyen tahıl üreti­mi için gerekli en az yağış miktarı olan yılda 500 mm`den az yağış düşer.Topraklar. G üney Afrika topraklarının büyük bölümü, organik maddeler açısından zengin olmadığı için, tarı­ma elverişli değildir. Bu tarıma elverişli olmayan bölge­ler, geçirimsiz alkali topraklarla, kışın yağış alan, sıcak­lıkların pek düşük olmadığı bölgelerse, ince topraklarla kaplıdır; Natal ve Transvaal`in alçak düzlüklerinde, kır­mızı lateritli topraklar ağır basar. Drakens dağlarında toprak aşınması ciddi boyutlardadır.Bitki örtüsü ve hayvan topluluğu. G üney Afrika Cum hu­riyetinin yüzölçüm ünün yalnızca % 0,2`sinden az bir bölümü ormanlıktır. En geniş ormanlar dağlık bölgeler ile Knysne yakınlarında yeralır. Drakens dağlarında or­man yetiştirme çalışmaları başlatılmıştır. Transvaal`in kuzey kesimi ile doğudaki alçak bölge savanalarla örtü­lüdür; yaylalar bölgesi ile kurak güneybatı kesim indey­se yer yer çayırlıklara rastlanır.Güney Afrika Cum huriyeti`nde hayvan topluluğu, zengin ve çeşitlidir. Fil, gergedan, zürafa, zebra, anti­lop, vb. yaban hayvanları, Kruger Park, Hluhluvve, M kuze, vb. ulusal parklarda koruma altına alınmıştır. Ayrıca karşı türler ve yılani türleri (100`ü aşkın tür)çok çeşitlidir.TOPLUM YAPISIÜlkede, dört etnik topluluk vardır: Yerli Afrikalılar ya da siyahlar;(toplam nüfusun% 74`ü),jb eyazlar(% 14)jrenik^ liler (m elezler % 9), Asyalılar (% 3). Afrikalılar da ken­di aralarında başlıca dört ırk ve dil topluluğuna ayrılırlar: Daha çok Drakens dağlarının doğusunja yerleşmiş olan, G üney Afrika`daki Bantu dili konuşan halkların % 60`ını oluşturan Nguniler (Kshosalar, Zulular, Syahiller ve Ndeheleler); öncelikle Transvaal, Kap eyaletinin ku­zey kesimi ve Özgür Oranj eyaletinde yaşayan Sotholar (Tsvanalar, Pediler ve Basotholar), Vendalar; Togolar. Kalahari çölü yakınında da Hoisan dillerini konuşan Sanlar (Buşmenler) ve Hoyhoylar (Hotantolar) küçük topluluklar oluştururlar.Ü lkeye uzun yıllar egemen olan ırk ayrımı gereği G ü ­ney Afrika Cumhuriyeti hükümeti (beyaz)>ietnik toplu­lukların "birbirinden ayrı ve çokuluslu gelişmesi" siya­seti altında, on ayrı siyah "ulus" tanımış ve bunların her birine bir "hom eland" ya da "bantustan" ("siyah bölge­leri" ya da "ulusal bölgeler") ayırarak, dördüne de gös­termelik (başka hiçbir ülke tarafından tanınmamıştır) bir bağımsızlık tanımıştır. J Bununla birlikte, bütün siyahla­rın yaklaşık % 55`i kendilerine ayrılan, ama ülke yü zö l­çümünün ancak % 13`ünü oluşturan bölgelerin dışında yaşamaktadır. Hükümet de, 1990`da siyah örgütleriyle yapılan bir siyasal çerçeve antlaşması uyarınca, halktan tepkiler alan "ulusal bölgeler" siyasetine son vereceğini açıklamıştır.G üney Afrika Cum huriyeti`nde ikinci büyük etnik topluluğu oluşturan beyazlar, ülkenin siyasal ve ekono­mik kurumlarına egemendirler: İki büyük gruba ayrılır­lar: XVII. yy`da bölgeye yerleşen HollandalI sömürge­ciler ile Kap`a sığınan protestan Fransızların ve A lm an­ların soyundan gelen Afrikanerler (toplam beyaz nüfu­sun % 60 `ı); 1820 yıllarında ülkeye yerleşen İngilizler ile eski İngiliz Sömürge İmparatorluğu`nun çeşitli ke­simlerinden (özellikle Zim babve ve Kenya`dan) göçen beyazların soyundan gelen, İngilizce konuşan beyazlar (toplam beyaz nüfusun % 34`ü). Ülkede ayrıca, Alm an­ya, İtalya, Yunanistan, eski Portekiz sömürgeleri Angola ve Mozambik`ten çok yakın dönem lerde gelen beyaz göçm enlerde vardır. Afrikaner olmayan beyazların bü­yük çoğunluğu yabancı ülke pasaportu taşırlar. B eyaz­ların yaklaşık % 90`ı kentlerde yaşamaktadırlar.M elezler ya da renkliler, X V II. yy`da yerli Afrikalılarla ve M alezyalı kölelerle evlenen Avrupalıların soyundan gelirler. Çoğunlukla Kap eyaletinin batı kesiminde ya­şar, Kap yerleşme merkezi sınırları içindeki en geniş et­nik topluluğu oluştururlar. M elezlerin de dörtte üçü kentlerde yaşar ve kültür açısından kendilerini gerek Afrikanerlerden, gerek siyahlardan yalıtmışlardır.Asyalılar Natal`de, özellikle Durban yerleşme ala­nında toplanmıştır. XIX. yy. sonunda Hindistan yarım a­dasının çeşitli bölgelerinden ülkeye göçenlerin soyun­dan gelirler ve dil açısından büyük bir çeşitlilik gösterir­ler. Büyük bölümü kentlerde oturur ve ticaret, sanayi ve bankacılıkla uğraşır. Johannesburg, Port Elizabeth ve D urban`da, küçük birer Çinli topluluğu vardır.Nüfus. G üney Afrika Cum huriyeti`nde nüfus artış hızı siyahlar arasında yüksek (% 2,8), beyazlar arasındaysa çok düşüktür (% 0,8). Hükümetin desteklediği ülkeye beyaz ırktan göçmen gelişi, kentlerde şiddet hareketle­rinin başgöstermesinden sonra azalmıştır. Siyah nüfu­sun bir bölümü komşu ülkelere, özellikle de kırsal ke­simden kentlere göçmektedir. Bunun sonucunda, bü­yük kentlerin çevreleri gecekondu tipi evlerle dolu si­yah "getto"larıyla kuşatılmıştır. Uzun süre şiddetli tepki­lere yol açan ve ülke içinde serbest dolaşımı engelle­yen, siyahların beyaz bölgelerinde 72 saatten uzun sü-re kalmaları durumunda uygulanan resmîdamgalı geçiş kartı uygulaması, 1986`da yürürlükten kaldırılmıştır; Doğumdan başlayarak nüfusu ırklara göre fişlem eye de 1991`de son verilmiştir. 1991`de ayrıca 1913`te ve 1936`da çıkarılmış Toprak Yasaları ile 1966`da çıkarıl­mış Topluluk Arazileri yasası kaldırılmıştır. Bununla bir­likte, 1960 ile 1985 arasında yaklaşık 3,5 milyon siyah, apartheid yasalarına göre, istemedikleri halde ülke içi göçe zorlanmıştır. Toprak ve mülkiyet haklarında ırk ayrımına son verm ek am acıyla, 1991 `de reform öneri­leri de getirilmiştir. Ülkenin ulusal sanayisinin çekirdeği­ni oluşturan Johannesburg ile ülkenin yasal başkenti, eğitim merkezi ve başlıca limanı olan Kap ve ikinci bü­yük limanı Durban`ın yanı sıra öbür büyük kentler Blo- emfontein, East London, Germ iston, Kim berley, Pieter- maritzburg, Port Elizabeth ve Pretoria`dır. 1991`de çı­karılan bir yasayla, büyük kentler, çevrelerindeki siyah­lar, m elezler ve Asyalıların oturduğu semtlerle birleşti­rilmiştir. Ülkenin siyahların oturduğu en büyük yerleş­me m erkezi, Johannesburg yakınındaki Sovveto`dur. Dil ve din. Afrikanca ve İngilizce resmî dillerdir. Hollan- daca`dan türemiş olan Afrikanca, Afrikaner adı verilen beyazların anadili, m elezlerinse başlıca dilidir. Afrika- nerlerin büyük bölümü. İngilizce konuşan beyazlar gi­bi, ikidillidir. Kentlerde yaşayan siyahlar ana dillerinin yanısıra, İngilizce ve Afrikanca da konuşurlar. Çeşitli Bantu dilleri (Bk. A FR İKA D İLLERİ) konuşan toplulukla­rın birbirleriyle anlaşması güç olduğundan, siyahların çoğu, kömür ocaklarında çalışan ırkdaşlarının geliştirdi­ği bir tür karma lehçe (Fanakalo) konuşurlar.Siyasette de etkili olan calvinci protestan Hollanda reformcu kilisesinin, yaklaşık 4 milyon üyesi vardır; bunların 2 milyonu Afrikaner, 1,2 milyonuysa m elez­dir. Katoliklerin sayısı yaklaşık 2,4 milyon, piskopos Desmond Tutu`nun (apartheid`e karşı savaşımıyla 1984`te Nobel Barış Ödülü`nü almıştır) dinsel önderli­ğini yaptığı anglikanlar ile metodistlerin sayıları da, yak­laşık 2`şer milyondur. Afrikalıların çoğunluğu ya bağım­sız zenci kilisesi üyesidirler ya da geleneksel dinlere bağlıdırlar. Asyalıların dörtte üçü hindu dinindendir. Musevilerin sayısı 140 000`in altındadır.Sağlık ve eğitim. Sağlıkla ilgili veriler ve sağlık hizmetleriaçısından ülkedeki çeşitli ırklar arasında büyük farklılık­lar gözlenir. Ortalama öm ür, siyahlar ve m elezlerde 59 yıl, Asyalılarda 65 yıl, beyazlarda 72 yıldır. Siyahlar ara­sında başlıca ölüm nedenleri sindirim yolları hastalıkla­rı, yetersiz beslenme ve verem dir; beyazlarda ölüm nedenlerinin başlıcaları, kalp ve dolaşım yolları hasta­lıkları ile kanserdir. Zenciler arasında bebek ölüm oranı beyazların altı katıdır. Beyazlara yönelik sağlık hizmet­leri, öbür ırklara yönelik hizmetlerden çok daha fazla­dır.Eğitim, "bantustan" ya da "hom eland" denilen, si­yahlara ayrılmış "ulusal bölge"lerin dışında, Eğitim Ba­kanlığının m erkezî denetimi altındadır. "Ulusal böl­g e le rin her birinin kendi eğitim örgütü vardır. 7 - 1 7 yaş arasındaki bütün beyazlar ve m elezler için eğitim zo ­runludur. 7-16 yaş arasındaki siyahlar için de 1981`de zorunlu eğitim getirilmiş olmakla birlikte, siyah ço cu k­ların çoğunluğu okula gitmemektedir. Bununla birlikte, 1991`de siyahların eğitimine ayrılan bütçe artırılmış ve siyah çocukların eğitim bakanlığına bağlı okullara alın­ması yolunda adımlar atılmıştır. Ülkede yalnızca be­yazlara ayrılmış 10 üniversite (bunların beşinde Afri- kanca, dördünde İngilizce, birinde de her iki dilde eği­tim verilir), siyahlara ayrılmış 5 üniversite, ayrıca, me­lezler ve Asyalılara ayrılmış birer üniversite vardır. Bir açık öğretim kurumu olan G ü n ey Afrika Üniversite­s iy s e bütün ırklara açıktır. Beyazların üniversitelerine, 1991`den bu yana az da olsa siyah öğrenci alınmaya başlanmıştır.Sanat. G üney Afrika`nın zengin, çeşitli sanat mirasında her etnik topluluğun katkısı vardır. Afrika sanatı, dansla­rı ve edebiyatı, uluslararası alanda tanınmıştır (Bk. A F R İ­KA E D E B İY A TI; A FR İK A M Ü Z İĞ İ; A FR İKA SANATI). Let My People Co (Bırakın Ftalkım İlerlesin, 1962) adlı özyaşam öyküsünün i yazarı Albert Luthuli, Nobel Ö d ü lü kazanmış ilk G üney Afrikalıdır (Nobel Barış Ödülü, 1960). Ö bür siyah yazarlar arasında Thomas Mofolq, B .W . V ilikazi, Peter Abrahams ve Ezekiel Mphalele sa­yılabilir: İngilizce yazan uluslararası ün kazanmış beyaz yazarların başlıcaları, Athol Fugard, Alex La Gum a, Na- dine Gordim er, Alan Paton, Stuart Cloete ve Roy Cam pbell, Afrikanca yazan yazarların başlıcaları da, Andre Brink, Uys Krige, J. M. C o etzee, Breyten Brey- tenbach, İngrid Jonker ve Etienne Leroux`dır. M elez ya­zarların başlıcaları arasında Dennis Brutus ve Adam Small sayılabilir. G üney Afrika`da yayınlanan her kitap katı bir sansürden geçirilmekte, televizyon ve radyo, hükümetin görüşlerini yansıtmaktadır. Ama 1991`den bu yana, bu alanlarda da bazı önemli değişiklikler baş­lamıştır.EKONOMİKimberley yakınlarında elmas yataklarının (1867), Wit- vvatersrand`de (1886) de altın yataklarının, G ü n ey Afri­ka Cum huriyeti`ni, iç tüketime yönelik bir tarım ülkesi olmaktan çıkarm ış, siyahların emeğinin sömürüsüne dayanan, beyaz azınlığın denetimi altında çağdaş bir sanayi ülkesine dönüştürmüştür. Maden ocaklarının iç kesimlerde bulunması, kıyıdan iç kesimlerine doğru uzanan yaygın bir demiryolu ağı oluşturulmasını sağla­mıştır. Maden yataklarının işletilmesi ayrıca, siyah Afri­kalıları ücretli işlere yönelik bir ekonom ik düzene itmiş, ülkede patlayıcılara, çeşitli makinelere, enerjiye ve çok sayıda mal ve hizmete büyük bir talep yaratmıştır. Ne var ki, gelişme her yerde eşit ölçüde olmamış, beyazla­rın yaşadığı bölgeler hızlı bir sanayileşme ve ekonomik büyüme gösterirken, "ulusal bölge"ler, sınırlı bir küçük sanayi, kısıtlı sanayi kaynakları, yüksek işsizlik oranı ve yalnızca aile içi tüketime yönelik tarımla, ekonom ik açıdan büyük ölçüde geri kalmışlardır.Ekonomi, yalnızca Batı Avrupa ve A B D kaynaklı bir dış yatırım ve özel kesim ekonomisi olarak gelişme gös­termiştir. G üney Afrika Cumhuriyeti günümüzde Afrika kıtasının en güçlü sanayi ülkesidir. 1980`de A B D ile çok sayıda başka ülke (Türkiye dahil), apartheid`e (ırk ayrı­mı siyaseti) son verilmesi amacıyla bir dizi ekonomik yaptırım uygulamaya başlamış, çokuluslu şirketlere G ü n ey Afrika Cum huriyetind eki şirketlerini kapatma­ları yolunda baskı yapılmış, Güney Afrika`da kalanlar­dan, iş yerinde ırk ayrımına son verm eyi öngören Sulli- van ilkelerine uymaları istenmiştir.Tarım ve balıkçılık. Tarım a elverişli toprakların sınırlı ol­masına (toplam yüzölçüm ün yaklaşık % 11`i) karşın, G ü n ey Afrika Cum huriyeti, besin ürünleri açısından ge­nel olarak kendine yeterli bir ülkedir; ancak, "ulusal bölgeler" besin ürünlerinin % 45`ini, bölge dışından al­mak zorundadırlar. 1988`de GSM H `nın yaklaşık % 8`ini oluşturan tarım, 1980 yılları başındaki kuraklıktan önemli ölçüde etkilenmiştir. "Ulusal bölge"lerde tarım kadınlar tarafından yapılır; temel tarım ürünleri mısır ve hintdarısıdır. Bütünüyle beyazların tekelinde olan dış­satıma yönelik ürünlerin başlıcaları şekerkamışı, mısır, buğday, turunçgiller, pamuk, tütün ve üzümdür. Sığır ve koyun besiciliği de ekonomide önemli yer tutar. Ü l­kenin balıkçılık sanayisi merkezleri Kap ve Durban`dır. Madencilik ve enerji. Ülkenin dış ticaretinin yaklaşık % 70`ini, G SM H `nın da % 13`ünü madenler oluşturur. G üney Afrika Cum huriyeti, altın, krom ve vanadyum üretiminde dünyada birinci sırada yeralır; değerli taşlar ve sanayi elmasları, uranyum, antimon, asbest, manga nez ve platinde de önde gelen üretici ülkeler arasında­dır. Sanayi hammaddeleri arasında ülkede yalnızca petrol ve boksit, ticari önem taşımayacak kadar az çıka­rılmaktadır. G üney Afrika Cumhuriyeti ayrıca, Afrika kömür rezervlerinin % 60`ını da elinde tutmaktadır; en büyük kömür yatakları Natal ve Transvaal`dedir. Ma­dencilik büyük ölçüde ülke içi ve dışından gelen ucuz siyah işçilerin çalıştırılmasına dayanır.Kömür, ülkenin enerji gereksinmesinin yaklaşık % 80`ini karşılar. Güney Afrika Cum huriyeti, dünyadaki sentetik yakıt üreticisi ülkeler sıralamasında da birinci sırada yeralır.Ulusal Enerji Şirketi`nin kurduğu kömürden sıvı yakıt üretmeye yönelik fabrikalarda, iç tüketime yönelik ya­kıtın % 60`ı üretilir. Ülkenin ilk nükleer enerji santralı 1984`te hizmete girmiştir. Bütün Afrika`da üretilen enerjinin yaklaşık % 70`i G üney Afrika Cumhuriyeti kaynaklıdır ve Lesotho, Svaziland, Botsvana, Mozam- bik`e enerji satılır.Sanayi. G üney Afrika hükümeti, ülkenin kendi kendine yetmesi ve dış ekonomik baskıdan kurtulması am acıy­la, sanayiyi büyük ölçüde desteklemektedir. Güney Transvaal`deki (VVitvvatersrand) fabrikalar, ülkenin sa­nayi üretiminin yaklaşık yarısını sağlar; burası ayrıca, A f­rika`da sanayinin en çok çeşitlenmiş olduğu bölgedir. Sanayi girdilerinin % 25`i, liman kentleri Kap, Durban, Port Elizabeth ve East London`dan gerçekleşir. 1970`te Natal`de ve Kap kentinin kuzeybatısında çok yönlü sa­nayi kompleksleri kurularak, sanayileşmede m erkez yetçilikten uzaklaşmaya yönelinmiştir.G ü n ey Afrika`nın sanayi ürünlerinin çoğu ülke içinde pazarlanır. G SM H `nin yaklaşık % 25`ini oluşturan sana­yinin başlıca kolları arasında besin sanayisi, metalürji, hazır giyim ve dokuma sanayileri, dem ir-çelik sanayisi ve çeşitli makine yapımı sayılabilir.Ticaret. Ülkenin başlıca dışsatım ürünleri, altın (toplam dışsatımın yaklaşık üçte biri) ve öbür madencilik ürün­leri, besin maddeleri, elmas, kimyasal m addeler, çeşitli m akineler ve ulaşım araçlarıdır. G ü n ey Afrika Cum huri­yeti, Namibya, Botsvana, Lesotho ve Svaziland`dan oluşan gümrük birliğinin başlıca üyesi, Afrika kıtasının üçte birinin egemen ekonomik gücüdür. Lesotho, Botsvana ve Svaziland`ın ticaretlerinin aşağı yukarı ta­mamı, Zaire, Zam biya, Malavi ve Zim babve`nin ticaret­lerinin de yandan çoğu G üney Afrika Cum huriyeti üs­tünden gerçekleşir. Bölgenin geçit verm ez dağlık iç ke­simi ile M ozambik ve Angola`nın limanları arasındaki demiryolu ulaşımının, G üney Afrika Cum huriyeti`nden destek alan yönetim karşıtı gerillalar tarafından engel­lenmesi, söz konusu ülkeleri G ü n ey Afrika ulaşım siste­mine bağımlı kılmıştır. Lesotho, M ozam bik, Malavi, Botsvana ve Svaziland, G üney Afrika Cum huriyeti`nde, özellikle altın yataklarında çalışan işçilerinin gönderdik­leri dövize de büyük ölçüde bağımlıdırlar. 1979`da, G ü n ey Afrika`ya olan bağımlılıklarını azaltmak am acıy­la bölgedeki dokuz "siyah" ülke, G ü n ey Afrika`nın G e ­lişmesi Koordinasyon Konseyi`ni kurmuşlardır. Bu ara­da 1991`den başlayarak ırk ayrımı siyasetine kâğıt üs­tünde de olsa son verilm esi, A B D ve çeşitli Avrupa ül­kelerinin G ü n ey Afrika`ya uyguladıkları ekonom ik yap­tırımları yumuşatmalarına, bunun sonucunda da, G ü ­ney Afrika Cumhuriyeti ile Afrika`nın siyah yönetimleri arasındaki ekonom ik ilişkilerin artmasına yol açm ış­tır. DEVLET YAPISI1983`te beyaz seçm enlertarafından onaylanan Anaya­sa uyarınca, bütün üyeleri beyazlardan oluşan eski par­lamento yerine, farklı etnik toplulukları temsil eden üç meclisli bir parlamento oluşturulmuştur. Her meclis kendi toplumunun sorunları konusunda yetkilidir. Dış siyaset, savunma, vergiler ve güvenlik ile öbür kamu iş­leri üç meclisi temsil eden sürekli komiteler tarafından ele alınır. Her üç meclisin üyelerinin beyazlar (178), A s­ya kökenliler (45), M elezler (85) arasında meclis çoğun­luğu beyazlardadır. M elez ve Asya kökenli seçm enle­rin çoğu 1984 seçimlerini boykot etmiş, siyahların par­lamentoda temsil edilmemesi uygulamasını sürdüren 19Ö3 Anayasası, zenci toplulukların tepkilerini çekm iş­tir. 1983 Anayasası, başkanlık ve başbakanlığı kaldırıp, yerine, hükümeti oluşturmak ve Başkanlık Konseyi de­nilen (1 980`de senatonun yerini alan ve üç meclis ara­sındaki uyuşmazlıklara çözüm bulmayı amaç alan farklı toplulukların üyelerinden oluşan organ) bir organı ve denetleme gücü bulunan devlet başkanlığı kurumunu getirmiştir. 1948`den beri iktidarda bulunan Ulusal Parti başkanı P.W . Botha, 1984`te yeni Anayasa`nın yürürlü­ğe girmesiyle devlet başkanı olmuş, Ağustos 1989`da istifa etmesi üstüne, yerine şubat ayında parti başkanı seçilmiş olan F.M . De Klerk geçerek, Eylül 1989`daki erken seçimlerden sonra da yerini korumuştur.1990`da başlayan ve siyahlara siyasal yaşamda rol verm eyi amaç alan görüşmeler kapsamında hükümet, genel bir uzlaşmaya varılması durumunda, "ulusal böl­geler" siyasetine son verilebileceğini açıklamış, Aralık 1991`de, Demokratik BirjGüney Afrika İçin`Çok Partili Konvansiyon (C O D ESA ), yeni bir anayasa hazırlanması görüşmelerine başladığında, hükümet ve Afrika Ulusal Kongresi (A U K) arasında bağımsız bir adalet düzeni, bir insan hakları yasası, biri nispi temsil sistemi ve genel hal-koyuyla, öbürü bölgeler düzeyinde seçilecek iki m ec­lisli bir parlamento oluşturulması konusunda bir ç e rç e ­ve anlaşmasına varılmıştır. Mart 1992`de beyazların ka­tıldığı halkoylaması reform sürecini başlatmış, ancak bir yandan geçici hükümetin biçimi ve kapsamı konusun­daki anlaşmazlıklar, öte yandan A U K ile Zulu tabanlı İn- katka Partisi ve öbür siyah örgütler arasındaki çatışma­lar, ırk ayrımsız bir demokrasiye geçişin kesintiye uğra­ması tehlikesine yol açmış, bununla birlikte, Kasım 1993`te kabul edilen Anayasa`yla siyahlar, beyazlar ve melezlerin eşitliği kabul edilerek, Nisan 1994`te "çok ırklı" yerel seçim lere gidilmesi kararlaştırılmıştır. TARİHGünüm üzün Güney Afrika Cum huriyetini oluşturan bölgeye ilk olarak avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan San- lar(Buşm en) ve H otonlar(Hoyhoylar) yerleştiler; onları İ.S. 1000-1500 arasında Bantu dilleri konuşan toplu­luklar izledi. 1488`de Bartolomeu Dias`ın Ümit burnu­nu dönmesinden sonra, HollandalI Jan van Riebeeck, 1652`de Table Bay`de (günümüzde Kap kenti) H ollan­da Doğu Hindistan Şirketinin bir ticaret acentesi olarak AvrupalIların ilk yerleşm e merkezini kurdu (Bk. H İN ­DİSTAN ŞİRKETİ, H O LLA N D A D O Ğ U ). HollandalIla­rın doğuya doğru ilerlem eleri, 1779`da Great Fish ırma­ğı yakınında güneye doğru göçen Hausalar ile Hollan­dalIlar arasında kanlı bir savaşa yol açtı.Napolyon Savaşları sırasında kısa bir süre İngilte­re`nin denetimi altına giren bölge, Viyana Kongresi uyarınca 1814`te resmen İngiltere`ye bırakıldı. 1820`de -İngiltere`den çok sayıda göçmen gelmeye başladı. Cal- vinci yaşama biçimlerini koruyabilmek için, HollandalI çiftçiler (Roerler), ülke içlerine doğru, "Büyük G ö ç " adı verilen göçe başladılarsa da, 1838`de içlerinden birço­ğu, Zulular tarafından öldürüldü. Daha sonra Boerlerin başına geçen Andries Pretorius, Zuluları Blood Irmağı Savaşin d a yenilgiye uğrattı. HollandalI sömürgeciler o tarihten sonra Orange Özgür Devleti (1854) ve Güney Afrika Cumhuriyeti (1852; sonradan Transvaal adı veril­di), vb. bağımsız cumhuriyetler kurdular.1 8 0 0 yılları sonunda elmas vealtın bulunması, İngiliz göçmenlerin, ülkenin iç kesimlerine ilerlemelerine yol açtı; bunu mülkiyet çatışmaları izledi. Transvaal`in ön­deri Paul Kruger(O om Paul) İngilizlerin bölgedeki hak iddialarına direndi. Çeşitli çekişmelerden sonra, İngiliz- ler ile HollandalIlar arasındaki Boerler Savaşı (1899- 1902) İngilizlerin zaferiyle sonuçlandı. (Bk. BO ERLER SAVAŞI.) 1910`da Jan Smuts, vb. bazı önderler, eski İn­giliz sömürgesi ile savaştan yenilerek çıkmış iki Boer cumhuriyetini birleştirerek, İngiltere`nin dom inyonla­rından biri haline getirilen Güney Afrika Birliği`ni kurdu­lar. İngiltere`yle sıkı işbirliğini savunan ılımlı Afrikaner Louis Botha, ülkenin ilk başbakanlığına seçildi.İki dünya savaşı arasındaki dönem de, madencilik ve sanayi gelişti. Bununla birlikte, 1930 ekonomik bunalı­mı, siyah Afrikalılar ile beyaz çiftçileri, kentlerde belirli bir beceri istemeyen işler aramaya zorladı. Bunun so­nucunda, hem Afrikalılar, hem de Afrikanerler arasında ulusçu akımlar ortaya çıktı. James Barry Hertzog hükü­meti (1924-39), G üney Afrika Birliği`ni siyahların kendi­lerine ayrılmış uzak bölgelerde oturacakları bir b eyaz­lar ülkesine dönüştürecek ırk ayrımı siyasetini başlattı. 1910 A n ayasasiyla seçme hakkı verilmiş olan m elezle­rin bu hakkı ellerinden alındı.Apartheid uygulaması. Apartheid siyasetini, 1948`de seçimle işbaşına gelen Danil F. Malan başkanlığındaki Ulusal Parti başlattı. "Ayrı, birbirinden bağımsız geliş­me" anlamına gelen Apartheid, beyazlara her alanda üstünlük tanımayı amaç alıyordu. Hendrik F. Verwo-rerd`in başbakanlığı sırasında parlamento, Bantu Ö z ­yönetim Ya sa sin ı oyladı. Bunagöre, ülke nüfusunun % 74`ünün yaşayacağı, toprak bakımından bölünmüş, aşırı yoğun nüfuslu, kaynakları sınırlı bölgeler "ulusal bölge" olarak düzenlenip, tümüne bağımsızlık tanına­caktı. 1976`da Transvaal, 1977`de Bophuthatsvva- na`ya, 1979`da V end a`ya, 1981`de de, Ciskei`ye ba­ğımsızlık tanındı. Ama G üney Afrika Cum huriyeti dışın­da hiçbir ülke, bu kâğıt üstünde bağımsız "ulusal dev- letleri"tanım adı.;N evar ki,"ulusal bölgeler"in etnik top­luluklarından yaklaşık 9 milyon siyah, bağımsızlıktan sonra G ü n ey Afrika Birliği yurttaşlığını yitirdiler; daha sonra, bunlardan ancak 2 milyonuna, ülkede sürekli yerleşik durumda bulunmaları nedeniyle yurttaşlık hakkı yeniden tanındı.Apartheid karşıtı hareket Afrika Ulusal Kongresi (A U K) ve Panafrika Kongresi (PAK) partilerinin önderli­ğinde, 1950 yıllarında iyice yoğunlaştı. Serbest dolaşımı engelleyici yasalara karşı gösteri yapan 69 Afrikalının Vereeniging yakınındaki Sharpville`de polis tarafından öldürüldüğü "Sharpville kıyım i`ndan sonra bu iki örgüt kapatıldı. 1961`de G üney Afrika Birliği`nin, topluluk içinde Apartheid siyasetine karşı gelişen muhalefet so­nucu İngiliz Commonvvealth`ünden çekilm esiyle, G ü ­ney Afrika Cumhuriyeti`nin kurulduğu ilan edildi ve ül­ke içinde apartheid karşıtı hareket daha da şiddetlene­rek sürdü. 1976`da Soweto`da ve öbür siyah kasabala­rında başgösteren ayaklanmalarda 400 kişi öldü. H ükü­met, aralarında genç siyah eylem ci Stephen Biko`nun (1977`de gözaltındayken öldü) da bulunduğu muhalif eylem cilere şiddet ve tutuklamalarla yanıt verince, uluslararası protestolarla karşılaştı.Reform ve tepki. 1978`de B.J. Vorster`in yerine başba­kanlığa getirilen P .W . Botha yönetiminde, G ü n e y A fri­ka Cumhuriyeti hükümeti yapay siyasal ve toplumsal reformlara yöneldi. Sözgelimi 1979`da siyah işçi sendi­kaları yasallaştırıldı; 1985`te, çok ırklı siyasal partiler ku­rulmasına yönelik yasak kaldırıldı; sanayide çalıştırıla­cak siyah işçi sayısındaki sınırlamalara son verildi; farklı ırklar arasındaki evlilikleri yasaklayan yasa yürürlükten kaldırıldı. Siyahların kentlere göçünü denetim altına al­maya yönelik, eleştirilere uğrayan dolaşım serbestliğini engelleyen yasalar da 1986`da yumuşatılarak, kentlerin siyahlara ayrılmış bölgelerinde sınırlı mülkiyet hakkı ta­nındı. Buna karşılık bağımsız "ulusal bölgeler"deki hal­kın göç hareketini denetlemek için yeni yaptırımlar ge­tirildi. 1987`de hükümet yeni bir yasayla, kent alanları­nın ırklar arasında bölüştürülmesini kararlaştırdı. Bu­nunla birlikte ülkedeki siyah çoğunluğa genel seçim ler­de oy hakkı tanınmaması uygulaması sürüyor, yalnızca m elezlere ve Asyalıları kısmi bir oy hakkı tanınıyordu.Reformlar her iki toplulukta da tepkiyle karşılandı. Beyazlar arasında, Ulusal Parti içindeki m uhafazakâr­lar, "apartheid"in temel ilkelerinden sapmasını eleştire­rek, ayrıldılar ve iki yeni parti oluşturdular: Herstigte Ulusal Parti ve M uhafazakâr Parti. M uhafazakâr Parti, 1987 parlamento seçim lerinde, ılımlı İlerici Federal İşçi Partisi`nin yerine ana muhalefet partisi oldu, Ulusal Par­ti çoğunluğu korudu ve Botha devlet başkanlığını sür­dürdü.Genel olarak beyazların, ülkenin denetimini elden bırakmadan ülke yönetimini paylaşması olarak görülen reformlar, siyahların isteklerine yanıt vermekten uzaktı. Daha çok yerel yetki tanınacak yeni zenci kentleri meclisleri için ilk kez 1983`te yapılan seçim leri, siyah seçmenlerin yaklaşık % 80`i boykot etti. 1984`te işçiler, öğrenciler, kilise ve kadın topluluklarından 600 farklı si­yasal eğilimi çatısı altında toplayan Birleşik Demokratik Cephe (BDP) kuruldu ve Asyalılar ile m elezlere, yeni Anayasa`ya göre yapılacak 1988 seçim lerini boykot et­me çağrısında bulundu: Seçim lere katılma oranı % 20`nin altında kaldı. Siyahların büyük çoğunluğu, 1988 yerel yönetim seçimlerini de boykot ettiler; güçlü zenci örgütü Azanian Halk Örgütü (A Z A P O ) beyazlarla yöne­timi paylaşmaya şiddetle karşı çıktı. Siyahların Des- mond Tutu gibi ılımlı sözcüleriyse, yürüttükleri kam­panyalar sırasında, yabancı iş adamlarını G ü n ey Afrika Cum huriyeti`ndeki yatırımlarına son verm eye ikna etti­ler. Bununla birlikte G üney Afrika Cum huriyeti`ndeki yabancı yatırımlar önemini büyük ölçüde korudu.G revler, toprak savaşımı, tüketici ve öğrenci boykot­ları, gösterilerle sürmekte olan apartheide karşı protes­tolar gün geçtikçe arttı. Buna paralel olarak, özellikle büyük kentler çevresindeki kasabalarda polise, beyaz yönetimin işbirlikçisi sayılan siyahlara, karşıt siyasal ve etnolojik topluluklara karşı eylem ler de arttı. Hükümet buna şiddetle yanıt verdi: Eylül 1984-Haziran 1986 ara­sında 2 000`den çok kişi öldü. Bunun üstüne hükümet "Sovveto A y a klan m a sın ın onuncu yıldönüm ünden kı­sa süre önce, ülke çapında olağanüstü hal ilan etti. Bin­lerce yönetim karşıtı, yargısız tutuklandı; basına ciddi kısıtlamalar getirildi. Eylül 1989`da yapılan parlamento seçim lerinde, Ulusal Parti`nin oyları sağ ve sol partilere kaydıysa da, sakınımlı bir reform yanlısı adaylar kesin çoğunluk sağladılar. 1990`da daha ciddi reform adım ­ları atılıp, A U K `y a yönelik 30 yıllık yasak 2 Şubat`ta kal­dırıldı ve A U K önderi Nelson Mandela 11 Şubat`ta ser­best bırakıldı. F .W . de Klerk, apartheide son verileceği yolunda güvence verdi. Ayrıca 1986`dan beri 3 000`den çok siyahın A U K yanlıları ile karşı örgüt İnkat- ha`yı destekleyenler arasındaki çatışmalarda öldüğü Natal dışındaki bütün eyaletlerde, olağanüstü hal kaldı­rıldı. Ağustos`ta A U K , hükümete karşı silahlı savaşımı bıraktığını açıkladı. 1991`de temel apartheid yasaları yürürlükten kaldırıldı. Birleşik Demokratik Cephe dağıl­dı ve hükümet siyasal sürgünlerin ülkeye dönüşü için BM gözetimindeki planı kabul etti. Beyaz azınlığın yö ­netimdeki egemenliğine son verm ek için Aralık 1991`de başlattıkları resmî görüşmeler, Mart 1992`de beyaz seçm enler tarafından desteklendi. Haziran 1992`de zenci kasabası Boipotong`da A U K yanlılarına uygulanan, G üney Afrika güvenlik güçlerinin de adının karıştığı kıyımın ardından görüşmeler kesintiye uğradı. Eylül`de, Ciskei sınırında, birçok A U K göstericisinin öl­dürülmesinin ardından, hükümet, tırmanan "zencilerin zencilere karşı" şiddet hareketini azaltmak için yeni ön­lemlere başvurdu. 1993`te Yeni Anayasa kabul edile­rek, 1 9 9 4 ‘te çok ırklı seçim ler yapılacağı açıklan d ı. Nisan 1994‘te yapılan seçimleri A U K kazanarak, par­tinin önderi Nelson Mandela, cumhurbaşkanlığına seçildi.Dış ilişkiler. 1980 yıllarının ortalarında G ü n ey Afrika Cum huriyeti, hem bölge devletleri düzeyinde, hem de uluslararası ölçekte, gün geçtikçe daha çok yalıtıldı. Svaziland`la (1982) ve M ozam bik`le (1984) imzalanan saldırmazlık paktlarına ve Angola`yla imzalanan ateş­kes antlaşmasına (1984) karşın, G ü n e y Afrika Cum huri­yeti birlikleri, Botsvana, Lesotho, M ozam bik, Zambiya ve Zim babve`deki A U K üslerine sürekli saldırılarda bu­lundular. Ayrıca G üney Afrika Cum huriyeti, Angola ve Namibya`daki yönetimlere karşı Güneybatı Afrika Halklar Örgütü (SVVAPO) gerillalarını desteklemeyi sür­dürdü. Buna karşılık Angola ve M ozam bik`teki hükü­met karşıtı gerillalara verdiği desteği bir ölçüde azalttı. Apartheide son verilmesi konusunda uluslararası baskı pek etkili olmadı. Üstelik 1991`de apartheide son veri­leceğinin açıklanmasından sonra, O lim piyat Oyunla- rı`na katılma yasağı dahil ülkeye uygulanan uluslararası yaptırımların birçoğu kaldırıldı. G ü n ey Afrika Cumhuri- yeti`nin Afrika`nın öbür devletleriyle ilişkileri de, Na­mibya`ya bağımsızlık tanınmasından (1990) ve Angola (1991) ile M ozam bik`le imzalanan barış antlaşmaların­dan sonra, düzelm eye başladı.

günlükböcekler ()

günlükböcekler, Kanatlılar sınıfının en eski ve en az gelişmiş böcekleri kapsayan takımı (Bil. a. Ephemeroptera). Genellikle ırmak ve göllerin yakınlarında görülen günlükböcekler takımı üyelerinin antenleri kısa, gözleri iridir; 2 ya da 3 kıldan oluşan kuyrukları vardır; tül gibi ince iki çift kanatlarını, bir yere kondukları zaman dikey olarak birbirine bitiştirip kapatırlar. Yetişkinler besin almaz, birgünden az yaşar, bu kısa ömürleri içinde çiftleşir, yumurta döker ve ölürler. Her yanı tüylerle kaplı olan ve uçabilen larvalar (balıkçılar tarafından balık yemi olarak kullanılırlar), otlarla beslenir, erişkin döneme geçerken tüylerini dökerler.

güneş çarpması ()

güneş çarpması, Bk. s ic a k ç a r pm a s i .

güneş çevrimi (gokyuzu)

güneş çevrimi,

Bk. Güneş

güneş enerjisi ()

güneş enerjisi, Bk. ENERJİ; Güç ÜRETİMİ,

Güney Amerika (ulke)

Güney Amerika, Güney Amerika kıtasının kuzeyden güneye uzunluğu yaklaşık 7 400 km, doğudan batıya genişliği yaklaşık 5 150 km'dir,, yüzölçümü 17,8 milyon km2'den fazladır. Doğusunda Atlas Okyanusu, batısında Büyük Okyanus yer alır. Kuzeyinde Orta Amerika ve Antiller Denizi bu­lunur. Güneydeyse Güney Amerika ile Antartika'nın arasında Drake Geçidi vardır. Güney Amerika yarkıtası- nın en batı kıyısı, Florida'daki Miami ile hemen hemen aynı boylamda yer alır. Güney Amerika |yarı kıtası, Ku­zey Amerika'dan daha küçük, Antartika'dan daha bü­yüktür. Güney Amerika yarıkıtası içinde Paskalya Ada­sı, Falkland Adaları (ya da Malvinas), Gulapagos Adaları ve Ateş Ülkesi de yer almaktadır.Güney Amerika'nın bir dizi olağanüstü özelliği bulu­nur. Yarıkıtanın batı tarafına paralel olarak uzanan And Dağları dünyanın en uzun sıradağıdır. Amazon Irmağı­nın debisi bütün öteki ırmaklardan fazladır, Amazon havzasıysa dünyanın en büyük tropikal yağmur ormanı alanıdır. Yarıkıta Latin Amerika'nın bir parçasıdır; adını, sömürge döneminde bu yöreye gelerek yerleşenlerin çoğunun İber yarımadasından gelmiş olmasından al­mıştır. Bu göçmenler birliklerinde kültürel özellik ola­rak İspanyol ve Portekiz dillerini, Roma katolik dinini, iki sınıflı toplum sistemini ve büyük toprakları mülk sahi­bine büyük saygınlık sağlayacağı düşüncesini de getir­mişlerdir.Güney Amerika kıyısını gören ilk kâşif Kristof Ko- lomb olmuş, bu işi Yeni Dünya'ya 1498'de yaptığı üçüncü gezisinde gerçekleştirmiştir. Batı yarıkürenin Asya'dan başka birşey olduğunun farkına varan ilk kâşif İtalyan Amerigo Vespucci'dir ve kıta adını ondan almış­tır. 1494'te yapılan TondesillasAntlaşması'yla kıtaPor- tekizlilerin yerleşecekleri doğu kesimiyle İspanyolların yerleşeceği batı kesimi biçiminde ikiye ayrılmıştır. "Conquistadan"ların (Fatihler) önde geleninin Francis­co Pizarro olduğu söylenebilir, Pizarro 1532'de İnka imparatorluğuna son vermiştir. Güney Amerika'da ba­ğımsızlığını elde eden ilk sömürge Arjantin'dir (1810). Sanayileşme, toplumsal ayaklanmalar ve siyasal karı­şıklıklar pekçok Güney Amerika ülkesinin tipik özelliği­dir. Bu ülkelerin çoğu birçok defa diktatörlük rejimleriy­le yönetilmiştir. Siyasal bakımdan Güney Amerika 12 bağımsız ülke, 1 Fransız denizaşırı ili ve bir sömürgeye ayrılmaktadır.YÜZEYŞEKILLERI VE DOĞAL KAYNAKLARIGüney Amerika 8 büyük jeomorfolojik bölgeye ayrıla­bilir. Bunların en önemlisi, Büyük Okyanus kıyısı bo­yunca 6 440 km.yi aşkın bir mesafede uzanan And Dağlarıdır. Bu yüksek ve iniş-çıkışlı dağlar, doğuyla batı arasında engel oluşturur. Bu sıradağlarda, komşu Birle­şik Amerika'nın eyaletlerindeki doruklardan daha yük­sek 60'ı aşkın doruk vardır. Andların en yüksek doruğu Şili-Arjantin sınırında yer alan, 6 960 m yüksekliğindeki Acongagua Dağıdır. And Dağları kıtanın ırmakları ara­sında su bölümü çizgisini oluşturur, Ayrıca Güney Amerika, "Büyük Okyanus Ateş Çemberi"nde yer aldı­ğı için de bol miktarda yanardağ etkinliği ve sık sık dep­rem olur. Sıradağların genişliği 320 km.'yi ender aşar; bunun istisnaları, üç ayrı sıradağa ayrıldığı Kolombi­ya'da ve deniz düzeyinden 3 650 m.'yi aşkın bir yük­seklikte yer alan dağlar arası bir havza olan Bolivya Al- tiplano'suyla uyum sağlayarak genişliği 645 kilometreyi bulan Bolivya'da görülür. Dağların çoğu bütün yıl karla kaplıdır, Şili'deki U şeklindeki vadilerde ve fiyordlarda buzullaşmanın etkileri görülebilir. Dağları oluşturan ka­yalar son derece serttir, billursudur ve bakır ve kalay gi­bi çeşitli maden cevherleri ve aralarında zümrüdün de bulunduğu değerli taşlar içerir.Güney Amerika'daki bir diğer fiziksel bölge de Bre­zilya Kalkam'dır. Bu kalkan, üstü toprak aşınması sonu­cu oluşan tortularla örtülü Prekambriyen billursu kaya­ları, dayanıklı kumtaşları içerir. Başka yerlerdeyse, di­rençli diyabazlar, bir yanı yumuşak eğimli yüksek arazi biçimleri olan cuesta'ların temel gereçleridir; buralar­dan çok sayıda ırmak, şahane şelaleler oluşturarak akar. Kıtanın kuzey kısmında yer alan Guyana Kalkanı,köken, gelişme ve özellik olarak Brezilya Kalkanına benzer. Aralarındaki en önemli fark Guyana Kalka- m'ndaki mesaların daha yüksek olmasıdır. Dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi Guyana Kalka- nı'nda yer alır.Güney Amerika'da iki arazi bölgesi vardır: dağlık bölge ve düzlük bölge. Bunlardan birincisi, çoğu za­man Brezilya Kalkanının bir parçası olarak kabul edilen Parana Yaylası'dır. Adını kendini ikiye bölen ırmaktan alır. Dünyanın eşine ender rastlanır en büyük lav yığı­şımlarının birinden oluşan Parana Yaylası uzun süreli lav akıntıları sonucunda oluşmuştur. İkinci kenar bölge­si Patagonya alçak yaylasıdır (ya da Patagonya yüksek ovası). Patagonya'nın engebeli bir yüzeyi vardır. Eski bir dağ kütlesi olan Patagonya eskiden tortularla örtü­lüydü, sonra Andlardan gelip doğuya akan akarsular aracılığıyla üzeri temizlendi. Kenarları dik olmayan va­dilerin içinden bu akarsuların çoğu akmaya devam et­mekte. kuzey-güney doğrultusundaki ulaşımı çok güç­leştirmektedir.Düzlük olarak Güney Amerika'da dar kıyı ovaları vardır, ama Amazon havzası kıtanın en büyük fiziksel bölgesidir: yaklaşık 7 milyon km2'lik bir alanı kaplar. Çok ince tortul çökeltilerinden oluşan havza, düz ya da hafif dalgalı bir görünümdedir. Amazon havzasıyla en geniş yeri Andların yakınında, en dar yeriyse Amazon ırmağı ağzı civarındadır.Amazon havzasıyla Orinoco ovası arasında alçak bir alan vardır. Burası da adını, Amazon havzası gibi, için­den akan en önemli akarsudan alır ve bu akarsuyun bir ürünüdür. Düzlüklerin sonuncusuysa Parana-Paragu- ay-Plata ovasıdır; buranın eski kayalık yüzeyinin üzeri alüvyonlarla örtülüdür. Yerli kayaların pek azı alüvyonu delerek buzdağı ucu gibi yüzeye çıkabilmiştir. Tortul kaya katmanlarının nispeten sürüklenmeden yerleşip kalmış olmaları, bu düzlük alanlarda sık sık önemli pet­rol yataklarının ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Tropi­kal bölgelerde lateritleşme sık sık demir ve alüminyum cevheri oluşmasına yol açmıştır.Güney Amerika'da iyi İiman azdır. Bunların en iyisi herhalde Rio de Janeiro limanıdır.Ötekilerin korunmuş demirleme yerleri olmasına karşın, limanları çoğu za­man sığdır ve okyanusa giden gemilerin geçişini ola­naklı kılmak için sürekli temizlenmeleri gerekir, iklim. Güney Amerika'nın iklimini (etkileyen birçok et­ken vardır ;ien önemlisi enlemdir. Güney Amerika ikliminde egemen özellik tropikalliktir, kıtanın büyük kısmında bütün yıl don olmaz. İkinci bir etken de yük­sekliktir. Yükseklik ve okyanusa yakınlık, ağır basan rüzgârlarla birlikte, yağış miktarlarını ve yağışların dağı­lımını etkiler. Birçok kıyı bölgesi yıldaortalama 2 540 mm'den fazla yağış alır. Bunlar, Brezilya'nın doğu kıyı­sı, Guyana'da Amazon'un denize döküldüğü yerdeki bölge, Kolombiya'nın okyanus kıyısı ve Güney Şi- li'dir. Amazon havzası da bol yağış alır, bu yağmurların çoğu yerel buharların yağmura dönüşmesiyle oluşur. Buna karşılık Şili'de, Calama'daki Atacama Çölü'nde şimdiye kadar yağış kaydedilmemiştir. Bu kuraklık ora­nın enlem olarak konumundan ve Humboldt akıntısı­nın getirdiği soğuk havanın yukarı kesimindeki bölümü­nün aşağıdakinden daha sıcak olmasından ileri gelir. Kı­tanın güney kısmında, hava kütlelerinin yer değiştirmesi ve sık sık düşük basınçlı hava akımlarının geçmesi hem yağışa, hem de havanın sık sık değişmesine yolaçar. Son olarak, insanların yerleşmesi de iklimi değiştirmiş­tir; Özellikle hava kirliliğinin artmış olduğu kentsel böl­gelerde, ısı da yağış miktarı da daha fazladır.Güney Amerika'da yedi büyük iklim tipi vardır. Amazon havzasının büyük bölümüne ve yılın büyük kısmında tek yönlü rüzgârların estiği kıyı bölgelerine bir tropikal yağışlı iklim egemendir. Gündüz ısıları sık sık 29°'yi bulur. Peru ve Kuzey Şili sahillerinde kurak ve ya- rıkurak iklimler görülür. Kuraklık Brezilya'nın küçük bir bölümüyle Arjantin'i kuzeybatıdan güneydoğuya doğ­ru çaprazlamasına geçen dar bir şerit için de temel özelliktir. Isıların bir aşırı uçtan ötekine sıçraması, az ya­ğış ve beklenmedik anda bastıran yağmurlar bu kurak bölgelerin ana özelliğidir. Brezilya'nın büyük kısmında ve Orinoco ırmağı havzasında görülen tropikal nemli ve kurak iklimin temel özelliğiyse, yağış rejiminin değiş­ken olmasıdır. Altı ay süren yaz yağmurlarından sonra altı aylık bir kış kuraklığı gelir; bu, rüzgâr, basınç ve ya­ğış kuşaklarının mevsimden mevsime yer değiştirmesi­nin bir sonucudur.OrtaiŞili'deki Akdeniz ikliminde de birbirini izleyen yağış ve kuraklık dönemleri görülür; ama burada yağış kışın olur. Buna karşılık Güney Şili'deki ılıman deniz ik­limli kesim, bütün yıl boyu serin, yağmurlu ve rüzgârlı­dır. Güney Brezilya, Uruguay, Paraguay ve Kuzeydoğu Arjantin'deki nemli yarıtropikal iklim ABD'nin Georgia eyaletinin iklimine benzer. Nihayet, Güney Ameri­ka'nın dağlık bölgelerinde yağışta ve ısıda çok kısa ara­larla önemli değişiklikler olur; burada esas belirleyici olan yükseklik ve güneş alma durumudur.Akarsular. Güney Amerika'nın en uzun ırmağı Ama­zon'dur. Peru Andlarından çıkan Amazon, yaklaşık 6 450 km boyunca akarak Atlas okyanusuna dökülür. Amazon dünyanın en uzun ırmağıdır. Başka hiçbir ır­mak onun debisine yaklaşamaz: Amazon'un debisi, dünyanın en büyük diğer 10 ırmağının toplam debisin­den fazladır. Okyanusa giden gemiler ırmağın 1 600 km içine kadar girebilirler; tekne altı derinlikleri 4m'ye kadar olan gemilerse 3 700 km kadar içerilere sokula­bilirler.Güney Amerika'da bundan sonra gelen akarsu siste­mi Parana, Paraguay ve Uruguay ırmaklarınca oluştu­rulmuştur. Bunların suları, Plata halicine dökülür. Para­na ırmağında okyanus gemileri Arjantin'deki Rosa- rio'ya kadar gidebilirler. Paraguay ırmağında da tekne­lerle düzenli olarak Brezilya'daki Corumba'ya kadargi- rilebilir. 1981 'de yapımı tamamlanan Salto Grande'de- ki büyük köprüler ve bentler kompleksi Uruguay ırmağıüzerindeki gemi ulaşımının son noktasını oluşturur.Güney Amerika'daki öteki gemi ulaşımına elverişli ırmaklar arasında, Kolombiya'daki Magdalena, Vene- zuela'daki Orinoco ve Doğu Brezilya'daki San Francis­co sayılabilir. Bunların arasında en büyük yük taşıma hacmi Magdalena ırmağındadır. Orinoco'nun ağzın­dan gemilerle büyük miktarlarda demir cevheri taşınır. Sao Francisco ise ulaşıma elverişliliğinden çok hidroe­lektrik potansiyeli bakımından önemlidir.Güney Amerika'da önemli büyüklükte göl azdır. Kı­tanın en büyük gölü olmamakla birlikte, Titicaca Gölü dünyada en büyük ulaşıma elverişli alana sahip göldür. Yüzeyi deniz düzeyinden 3 810 m yüksekliktedir. Titi­caca Gölü Peru ve Bolivya ülkelerinde yer alır ve bu ül­keler arasında düzenli deniz otobüsü seferlerine ola­nak verir. Venezuela'daki Maracaibo Gölü, Güney Amerika'nın en büyük gölüdür, dar bir körfezle Antiller Denizi'ne'bağlanır.Maracaibo'nun büyük bölümü tatlı sudan oluşur, sığdır ve üzerinde birçok petrol kuyusu ' yer alır. İsviçre'yi anımsatan bir dinlence bölgesi olan Arjantin ve Şili'deki And Dağları Göller Bölgesi daha il­ginçtir.Toprak yapısı. Yarıkıtanın toprak yapısı iki ana grupta toplanabilir: Az gelişmiş ve olgunlaşmamış kuşakdışı topraklar (ince ve taşlı litosoller ya da dağ topraklandır­makların kenarlarındaki taşma alanlarına yeni çökel- miş, kalın, zengin regosoller ya da alüvyonlu topraklar.İyice katmanlanmış, kuşak topraklan kuşakdışı top­raklardan daha geniş bir alanı kaplar ve daha önemlidir. Bunların arasında kırmızı renkli lateritli topraklar belki de en verimsiz olanıdır; çünkü içlerindeki besleyici maddelerin çoğu bol miktarda yağan yağmurlarla sü­rüklenip götürülmüştür. Nemli tropikal iklimde hızlı bakteri etkinlikleriyle birleşem sürekli yüksek ısı sonu­cunda humus içeriklerinin büyük kısmı tahrip olmuştur. Güney Amerika'daki yağmurlu tropikal ve yarıtropikal düzlüklerin çoğunda lateritli topraklar vardır; çoğu za­man bunların altında da kayşat bir tabaka yer alır.Doğal olarak kuşağa özgü koyu renkli çayır toprakla­rı, bilinen en verimli topraklar arasında sayılabilir. Elve­rişli ısılar ve yağmur miktarının, en iyi humus kaynağı olan çayırla bir araya gelmesi, verimli toprak oluşumu için en elverişli koşulları sağlar. Arjantin ve Uruguay bu bakımdan talihlidir, her ikisinde de bu çayırtoprakların- dan bol miktarda bulunur. Kurak iklimlerin bir sonucu olarak oluşan çöl toprakları eğer sulanırlarsa ve az mik­tarda mineral tuz içeriyorlarsa tarımsal bakımdan ve­rimli olabilirler.Bitki örtüsü. Doğal bitki örtüsü çoğu zaman "iklimin aynası" olarak değerlendirilir: Çünkü belirli iklimlerde genellikle belirli bitki türleri bulunur. Tropikal Güney Amerika'nın en yağışlı kesimi tropikal yağmur ormanla­rı ya da «selva»larla kaplıdır.Günümüzde, yol yapımı, ağaç kesme ve yeni kırsal yerleşim yerlerine yer açma gibi nedenlerden ötürü or­manların yok olması,Amazonlardaki selvanın inanıl­maz derecede büyük biyolojik çeşitliliği için bir tehdit oluşturmaktadır. Maun gibi sert tahtalı tropikal ağaçla­rın değeri özellikle yüksektir. Pek çok tür o kadar yo­ğundur ki, suyun üstünde yüzmez. Ağaçların tepeleri birbirlerine kenetlenir ve güneş ışığının geçmesini bü­yük ölçüde engelleyen bir çardak oluşturur. Güneş ışı­ğının ormanın tabanına ulaştığı yerlerde cangıl sona erer.Güney Brezilya ve Orta ve Güney Şili'de sertlik açı­sından farklı ağaçlardan oluşan orta enlem ormanları yaygındır. Bir bütün olarak Güney Amerika'da yumu­şak tahta ciddi boyutlarda azdır, pek çok ülke bunu it­hal etmek zorunda kalır.Kuzeydoğu Brezilya, Batı Praguay ve Kuzey Arjan­tin'de büyük alanlar tropikal ormanaltı bitkileriyle örtü­lüdür. İç ve Kuzeydoğu Brezilya'da dikenli çalı karma­şaları yaygındır. Paraguay ve Arjantin'in «quebracho» sundan deri işlemede kullanılan tannin [tannik asit] elde edilir. Yazları yağışlı bu bölgelerde normal olarak savan tipi bitki örtüsü de vardır. Bu alanlarda genellikle bü­yükbaş hayvan yetiştirilir. Pampalarda ve Kuzeydoğu Arjantin'in başka yerlerinde, Uruguay'da ve Brezil­ya'nın güney ucunda insan etkisi çayırları geniş ölçüde değişikliğe uğratmıştır.Çöl tipi çalılık bitki örtüsü, kurak iklimin sonucudur; buna karşılık, dağlarda bitkiler yüksekliğe göre oluşan kuşakalar halinde uzanır. Alçak yükseltilerden yüksek­lere doğru bu bölgeler sırasıyla tierra calierıte (ya da tro­pikal ekin bölgesi), tierra templada (kahve bölgesi), tier­ra fria (tahıl alanı), açılmamış orman alanı ve Alp tipi ça­yır alanı.Hayvan topluluğu. Geniş tropikal çayırlara sahip olma­sına rağmen, Güney Amerika'da Afrika ovalarında ol­duğu kadar çok av hayvanı çeşidi yoktur. Bununla bir­likte, kıtada son derece çeşitli yabani hayvan bulun­maktadır. Afrika'da olduğu gibi, burada da bazı türlerin geleceği tehlikededir. Yağmur ormanındaki maymun­ların, Eski Dünya'daki akrabalarının aksine, tutunma olanağı veren kuyrukları vardır; avcıların avladığı papa­ğanlarınsa soyu tükenmektedir. Çinçila bu kıtaya özgü bir hayvandır. Güney Amerika'nın sularında elektrikli yılanbalığı ve et yiyen piranhalar da bulunur.Güney Amerika tropikal ormanlarının ve çayırlarının en dikkati çeken hayvanlarından biri, ayağa kalktığı za­man yüksekliği 1 m'yi aşan ve domuza benzeyen tapir­lerdir. Diğer ilginç hayvanlardan biri de Arjantin'deki orta enlem çayırlarında yaşayan Amerika devekuşu- dur. Soyu tükenmekte olan bir hayvan da Büyük Okya­nus kıyılarında yaşayan kondordur.And Dağları'ndaKı- zılderililer lamaları yük hayvanı olarak, bir tür yaban domuzunu da et hayvanı olarak evcilleştirmişlerdir. Sa­dece Güney Amerika'da bulunan diğer hayvanlarsa anakonda, sudomuzu, dev susamuru ve gözlüklü ayı­dır.Ekvator'un 965 km) kadar batısında bulunan Gala- pagos adalarında dünyanın başka hiçbiryerinde bulun­mayan bir sürü tür vardır. Doğabilimci Charles Darvvin bu adalara 1835'te gitmiş, birtür uçamayan karabatağı, dev kara kaplumbağasını ve deniz iguanasını incelen­miştir.Doğal Ikaynakları. Güney Amerika'nın maden kaynak­ları çoğu zaman son derece zengindir ama maden ya­taklarının işletilmesi de çok güçtür. Örneğin Brezilya ve Şili'de çok büyük demir cevheri damarları vardır, ama onlardan çelik üretmek için gerekli olan iyi kalite taşkö­mürü yoktur. Son bulunan demir cevheri yataklarından sonra, Brezilya'nın, Birleşik Devletler Topluluğu'ndan sonra, dünyada ikinci büyük rezervlere sahip olduğu söylenebilir. Venezuela Güney Amerika'daki ikinci bü­yük demir cevheri üreticisidir; onu, Peru ve Şili izle­mektedir.Brezilya'da ayrıca önemli manganez ve boksit ya­takları vardır. Kolombiya ise önemli bir taşkömürü dış- satımcısı haline gelmiştir. Bolivya uzun zamandan beri dünyanın başta gelen kalay ihracatçılarındandır. Şi-li'deki bakır rezervleri dünyanın en büyük rezervleridir: Şili yıllık bakır üretiminde de dünya birincisidir. Peru Güney Amerika'daki ikinci önemli bakır üreticisidir.Güney Amerika'daki enerji kaynakları son yıllarda daha fazla dikkat çekmeye başlamıştır. Bu açıdan, ola­ğanüstü zengin petrol yatakları sayesinde Venezuela en önde gelmektedir. Ekvador, Arjantin, Peru ve Boliv­ya'da da daha küçük ama gene de önemli petrol kay­nakları vardır.Diğer önemli madenler ve bunları satan ülkeler şun­lardır: |Kurşun, çinko, gümüş ve cıva (Peru), altın ve zümrüt (Kolombiya), sülfür, iyot ve nitratlar (Şili), fosfat (Brezilya, Peru ve Venezüella).Tarıma elverişli topraklar. Bir ülkenin tarıma elverişli toprakları sadece o ülkenin büyüklüğüne değil, aynı za­manda topografya, iklim ve toprağın verimliliği gibi başka etkenlere de bağlıdır. Bir diğer önemli husus da, kısmen yukarıdaki etkenlerin de bir parçası olan, topra­ğın niteliğidir.Güney Amerika'daki en geniş tarıma elverişli toprak­lara Brezilya sahiptir (300 000 km2'den fazla). Bu sayı kıtadaki toplam tarıma elverişli toprakların da yaklaşık % 40'ını oluşturur. Yaklaşık 214 000 km2 ile Arjantin ikinci yeri alır. Güney Amerika'da başka bu kadar geniş tarıma elverişli toprağı olan ülke yoktur; ama bu iki ül­kenin de handikapları vardır. Brezilya'nın tropikal ke­simlerindeki toprakların çoğu az verimlidir, Arjan- tin'dekilerin önemli bir bölümüyse kurak ya da yarıku- raktır. Bu koşullar elde edilen ürün miktarını düşürmek­tedir.TOPLUM YAPISIGüney Amerika halkları temelde üç ayrı ırktan gelir: Kafkas ırkı, Afrika kökenli halklar ve Kızılderililer. 11000 -14 000 yıl önce yöreye geldikleri sanılan Kızılderi­liler başlangıçta avcılık ve toplayıcılık yaptılar. Pekçok grup tarıma bundan 5 000 yıl kadar önce başladı. And- lar'a ve Andlar'ın çevresine ;üç| grup ;yerleşti: kuzey­de Çibçalar, günümüzün Peru'sunu oluşturan alanda inkalara bağlı Kızılderililer, güneyde Araukanlar. Başka öbeklerse Antiller Denizi kıyılarına, tropikal yağ­mur ormanlarına ve kıtanın doğusundaki başka kenar bölgelere yerleştiler. Bütün bu Kızılderililerin hepsinin1 500 yılında 14 milyon kişi kadarolduğu sanılmaktadır. Bunun yaklaşık üçte biri İnka imparatorluğu'nda yaşa­maktaydı.Avrupalılar 1500'lerde Güney Amerika'ya geldiler, Kızılderilileri köleleştirdiler ve onları madenlerde ve ta­rım işletmelerinde çalışmaya zorladılar. Aynı zamanda Avrupalı misyonerler de Kızılderilileri hıristiyan yaptı­lar. Kızılderililerin dağılımı İspanya'nın sömürgeci ça­baları üzerinde bütün öteki etkenlerden daha etkili ol­muştur. Çok sayıda Kızılderili kötü muamele ya da Av­rupa'dan gelen ve bağışıklıkları olmayan salgın hastalık­lar yüzünden öldüler; amagenede bugün, o dönemde hayatta kalan Kızılderililerin soyundan gelen milyonlar­ca kişi vardır. Kızılderili kadınlar Avrupalı erkeklerle ev­lenmişler ve bu evliliklerden melez bir ırk doğmuştur: Mestizo ya da Mameluco.Pekçok bölgede işgücü sıkıntısı olduğu içn AvrupalI­lar Afrika'dan binlerce siyah köle getirttiler; bunların büyük bölümü Brezilya ve Kolombiya'ya yerleştirildi. Köleler efendileriyle evlilikler yaptılar, böylece «mulat- to» adı verilen yeni bir ırk tipi oluştu. Kıtada köleliğe ilk karşı çıkış 1833'te İngiliz Guyanası'ndaki Kurtuluş Ka­rarnamesi ile gerçekleşti. Köleliğe karşı girişilen müca­dele 1888'de Brezilya'da köleliğin kaldırılmasıyla ta­mamlandı.Güney Amerika'nın etnik bileşimi, daha sonra, 1850'den başlayarak çoğu İspanya, Portekiz, İtalya, Al­manya ve Polonya gibi ülkelerden gelen çok sayıda Av­rupalI göçmen nedeniyle değişikliğe uğradı. En son ge­lenler arasındaysa Japonlar vardır.Bugün kıtanın ırksal coğrafyası şöyle özetlenebilir: Kızılderililer And Dağları bölgelerinde (özellikle Peru, Bolivya ve Ekvator) ve nemli tropikal düzlüklerde yo­ğunlaşmışlardır. Arjantin, Uruguay ve güney Brezil-ya'da daha çok Kafkas ırkından gelenler yaşarlar. Zen­ciler ve Mulatto'lar Brezilya ve Kolombiya'nın pek çok yerinde ağır basarlar; başka yerlerdeyseiMestizo'lar ço­ğunluktadır.İspanyolca Güney Amerika'da 9 ülkenin resmî dili­dir. Brezilya'da Portekizce konuşulur. İngilizce ve Hol­landa dili sırasıyla Guyana ve Surinam'da kullanılmak­tadır. Fransızca Fransız Guyanası'bın dilidir.Pekçok Kızılderili sadece kendi yerli dillerini konu­şur. Şimdiye kadar 82 kadar birbirinden farklılKızılderili dili tanımlanmıştır.Katolik dini Güney Amerika'ya egemendir, sadece Guyana'da protestanlar ağır basar. En kalabalık musevi nüfus Arjantin'dedir, bunların 300 000 kişi kadar olduk­ları tahmin edilmektedir (1988). Musevilerin bir kısmı tarım işletmelerinde otururlar.Eğitim veisağlık. Yurttaşlarının eğitimi için en fazla çaba harcayan ülkeler Arjantin, Şili, Guyana ve Uruguay'dır. Bu ülkelerde okur-yazarlık oranı % 90 ve üstündedir.Bolivya'dayse bu oran çok daha düşüktür, 1988'de nü­fusun % 25'inin okuma-yazma bilmediği tahmin edil­mekteydi. Okuma-yazma bilen kadın oranı genel ola­rak okuma-yazma bilen erkek oranından daha düşük­tür. Kırsal alanlarda okuma-yazma bilmeyenlerin oranı kentsel alanlardakinden daha yüksektir.Kalori ve alınan protein miktarı açısından incelendi­ğinde, Bolivya, Ekvador, Peru, Guyana ve Kolombi­ya'da halka perhiz yaptırıldığı söylenebilir. Bu ülkeler­de başta gelen ölüm nedenleri dizanteri (özellikle Ko­lombiya'da), tüberküloz (Peru), boğmaca (Bolivya, Ek­vator ve Peru) ve kızamıktır (Ekvador, Bolivya ve Ko­lombiya). Güney Amerika'da başta gelen hastalık ne­denleri arasında frengi ve tifo yer alır.Tıptaki ilerlemenin devam etmesine karşın, bazı Gü­ney Amerika ülkelerinde çocuk ölümü oranı özellikle yüksektir. Örneğin, 1988 yılında Bolivya'da doğan her1 jOOO çocuktan|110'undan fazlası bir yaşını doldurma­dan ölmüştür. Bununla birlikte, dahagelişmişolan ülke­lerde ortalama ömür 70 yılın üstündedir.Nüfus. Tropikal Güney Amerika ülkelerinin nüfusu hız­la artmaktadır: 1988'de nüfus artış oranı yılda % 2,2'nin üstünde olmuştur. Bu Meksika ve Orta Ameri- ka'dakilere yakın, ama Afrika'dakinden daha düşük bir orandır. En yüksek nüfus jartış orani|Paraguay ve Ekva- dor'da görülür: sırasıyla % 2,9 ve % |2,8. Arjantin, Şili ve Uruguay'daki ılıman iklim bölgelerindeyse, 1988 yı­lında nüfus artış oranı dünya ortalamasının (% 1,7(altı­na düşerek 1,5 olmuştur. Nüfus artış oranının yüksek olmasının nedeni, son zamanlarda ölüm oranının düş­mesi, buna karşılık doğum oranlarının yüksek kalması­dır. Güney Amerika nüfusunun yaklaşık % 35'i 15 yaşın altındadır.Güney Amerika'da nüfusun dağılımı eşitsizdir. Nüfu­sun büyük bölümü kıtanın kenar kesimindeki yoğun nüfuslu yerleşmelerde yaşar. Bu durum, kıtanın eski­den beri Avrupa ülkelerine ham madde sağlama gö­revini üstlenmesinden ileri gelir.Nüfusun böyle eşitsiz dağılması nüfus yoğunluğu oranlarını da düşürür. Gü­ney Amerika'da nüfusu en yoğun olan ülke km2'ye 37 kişiyle Ekvador'dur.Kentleşme nüfus dağılımına anlamlı bir yeniden ya­pılanma getirmiş ve Güney Amerika kentlerinin son 20- 30 yılda hızla büyümesine yol açmıştır. Arjantin, Uru­guay ve Şili nüfusunun hemen hemen % 85'i kentlerde oturmaktadır. Brezilya'daki Sao Paolo, Mexico City'den sonra dünyanın ikinci büyük kenti olmak üze­redir.EKONOMİK GELİŞME VE TİCARETGüney Amerika sanayileşme çağma tam anlamıyla gir­memiştir. 1986'da Venezuela 2|930 dolarla,kişi başına ortalama gayrı safi milli hasılada birinci yeri alıyordu. Bununla birlikte, Venezuela'nın zenginliğinin büyük kısmı petrol gelirlerinden kaynaklanmaktadır. Gerçek­teyse ülkede gelir çok eşitsiz paylaşılmaktadır. 2j350 dolarla ilk sıralarda bulunan Arjantin'in ekonomisi çok daha dengelidir. Toplam GSMH olarak Brezilya 1986'da 250 milyar dolarla ilk sırada yeralırken, Arjan­tin 72 milyar dolarla çok büyük farkla ikinci sırada gelir. Sonuncu olan Guyana'da ise bu sayı sadece 400 mil­yon dolardır.1980'lerde genel olarak Güney Amerika ekonomisi­nin önemli bir özelliği, gerileme, enflasyon ve dış tica­ret açıkları gibi etkenlerin sonucu olarak dış borçların artmasıydı. 1988'lerde Brezilya'nın toplam dış borcu 121 milyar dolar, Arjantin'inki 55 milyar dolardı; Vene- zuela'nınkiyse 35 milyardoların üstündeydi. Tektek ül­kelerin kemer sıkma önlemleri almalarına ve borç sornunun çözümünde uluslararası işbirliği yapılmasına rağmen, borç bunalımı 80'li yıllarda sürmüştür.Tarım. Güney Amerika ülkeleri ihraç ettikleri tarım ürünleriyle ünlüdür. Besin maddeleri satışından elde edilen gelir besin ve mamul madde alımına harcanır. Ciddi donlar sonucunda üretimde beklenmeyen dü­şüşler olmasına karşın Brezilya, uzun süre dünyanın en büyük kahve ihracatçısı olmuştur. Brezilya, Işekerkamı- şı üretiminde de dünyada başta gelmektedir ve dünya­nın en büyük kakao ihracatçılarındanlbiridir.MuzEkva- dor'un ana ürünüdür, bu ülke dünya toplam muz ihra­catının önemli bir kısmını sağlar.Arjantin ve Brezilya sığırlarıyla tanınmıştır. Brezil­ya'nın otlaklarında yaklaşık 93 milyon sığır vardır, Ar­jantin'in otlaklarında yaklaşık 53,7 milyona yakın bü­yükbaş hayvan bulunmaktadır (80'li yılların tahmini). Koyun sayısı bakımından Uruguay Arjantin'den sonra ikinci sırada gelirse de kişi başına düşen 7,08 koyunla dünyanın en yüksek oranına sahiptir. Domuzsa bütün Güney Amerika'da yetiştirilmektedir.En önemli tahıl ürünleri mısır pirinç ve buğdaydır. Güney Amerikalılar bu besinleri patates gibi köklü bitki­lerle desteklerler. Güney Amerikalı çiftçiler nüfus patla­masına karşı savaşımda başarılı olmuşlardır. Kişi başına düşen besin ürünü miktarı artmaya devam etmektedir. Ormancılık ve balıkçılık. Yumuşak tahtalı ağaçların azolmasına rağmen, Güney Amerika ormanları çok bü­yük ve çok çeşitli bir yan ürün kaynağıdır. Bunların ara­sında, lhindistancevizi, 1 deri yapımında kullanılan tan- nin ve palmiye ağacından elde edilen ve sabun ve koz­metik yapımında kullanılan palmiye yağı yer alır. Brezil­ya orman ürünleri dışsatımında başta gelir.Peru, kıyısının hemen açığında Güney Amerika'nın önemli besin kaynaklarından hamsi avlanır. Perulu ba­lıkçılar 60'lı yıllarda tutukları hamsilerle, ülkelerini tutu­lan balık hacmi olarak dünya birincisi yapmışlardır. Tu­tulan hamsilerden balık unu yapılır ve öncelikle Avru­pa'ya tavuk yemi ve gübre olarak kullanılmak üzere ih­raç edilir. Aşırı balık tutulması ve okyanustaki akıntıların yer değiştirmesi sonucunda tutulan balık miktarı 70'li ve 80'li yıllarda düşmüştür.Ulaşım. Daha gelişmiş ülkeler, daha ileri ulaşım olanak­larına sahiptir. Arjantin, Brezilya ve Şili büyük farkla en uzun demiryolu ağına sahiptir. Aynı üç ülke öteki Gü­ney Amerika ülkelerinden daha uzun asfalt ve stabilize yol ağına sahiptir. Brezilya, Arjantin, Venezuela ve Ko­lombiya'da demiryollarına ve kentlerarası yollara ek olarak önemli ülke içi su yolları da vardır. Sarp And ül­kelerinde ulaşamın sağlanmasında uçağın özel bir öne­mi bulunmaktadır.Ticaret. Güney Amerika ülkeleri bazı kuzey komşula­rıyla birleşerek Latin Amerika Entegrasyonu Birliği'nikurmuşlardır. Bu örgütün amacı bölgeler arası ticareti teşvik etmek ve bunun yanı sıra başka bölgelerden ya­pılan ithalat için ortak gümrük tarifeleri oluşturmaktır.Son onyıllarda dışsatımlarda bir çeşitlenme görül­müştür. 80'li yılların ortalarında dünya pazarlarında gö­rülen petrole doygunluk petrol ihracatçısı ülkelerin ge-lirlerini azaltmıştır. Önde gelen 10 ihraç malı, petrol, kahve, demir cevheri, soya fasulyesi, bakır, sığır eti, mı­sır, muz, kakao ve pamuktur. Hemen hemen bütün Güney Amerika ülkelerinin en fazla ithalat ve ihracat yaptıkları ülke Birleşik Amerika'dır. 70'li yılların büyük bir kısmı boyunca dışticaret dengesi bütün Güney Amerika için olumsuzdu; bununla birlikte, 80'li yıllarda bölge, dışsatımda bir atılım gerçekleştirdi. Örneğin 1986'da Brezilya'nın 9,5 milyar dolar dış ticaret fazlası vardı, bunun büyük kısmı mamul madde dışsatımın- danıelde edilmişti. Bazı ülkeler bütçelerini dengeleye­bilmek için kredi ve yabancı sermaye yatırımlarının ya­nı sıra turizmden yararlanmaktadır. Özellikle Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Peru, Uruguay ve Venezuelaçok turist çekmektedir.Enerji. Petrol Güney Amerika'nın ana enerji kaynakla­rından biridir. Ama önemli miktarda petrol ihraç eden ülkeler sadece Venezuela,jEkva!do,r, Peru,Arjantin ve Bolivya'dır. Bu konuda en büyük açığı olan Brezilya 80'li yıllarda petrol ithalini önemli ölçüde azaltmıştır.Güney Amerika'nın dünya hidroelektrik potansiyeli­nin % 17,3'üne sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktarda arslan payıjBrezilya'nındır: Bu ülke 1986 yı­lında 8 milyar birimi aşkın hidroelektrik enerji üretmiş­tir. Brezilya'da 1984'te dünyanın en büyük hidroelekt­rik tesisi olan İtaipu hizmete girmiştir. Brezilya'nın önemli hidroelektrik projelerinde ortağı olan komşu ül­ke Paraguay, dünyanın başta gelen elektrik ihracatçıla­rından biridir.

Güney Avustralya (ulke)

Güney Avustralya, Avustralya`nın güney kesiminde eyalet. Avustralya kıtasının yaklaşık sekizde birini kaplayan Güney Avustralya`nın yüzölçümü 984 377 km2, nüfusu 1 424 600, merkezi Adelaide`dir. Batı kesimi billursu bir kalkandan, geri kalan bölümleri tortul havzalardan oluşan Güney Avustralya`da, yükseltiler hiçbir yerde 300 m`yi aşmaz. Yaklaşık % 75`i yılda 254 mm`nin altında yağış alır; geri kalan kesiminde, özellikle güneydoğu kesiminde, yıllık yağış tutarı 635 mm`yi bulur. Sıcaklık ortalamaları kış mevsiminde 13 °C, yaz mevsiminde 24 °C`tır. Kuzey kesimi, dünyadaki en büyük doğal kaynaklar bölgesi olan Büyük Artezyen Havzası`nın bir bölümünü oluşturur. Önemli ölçüde demirfilizi, opal (Güney Avustralya, opal üretiminde dünyada birinci sırada yeralır) ve doğal gaz (ülke gereksinmesinin büyük bölümünü karşılar) çıkarılan eyalette, etkin nüfusun % 20`si otomotiv sanayisinde çalışır. Metalürji, kimya sanayisi ve dokuma sanayisi de önemli ölçüde gelişmiştir. Koyun yetiştiriciliği ile buğday ve meyve üretimi, çok önemli gelir kaynaklarıdır.

Bunlara bakanlar bunlara da baktı

Benzer isimler

Güncel Filmler

Son Eklenen Filmler

Bi` İlhan İrem Vardı
Bi` İlhan İrem Vardı Devamı
Komünist Başkan
Komünist Başkan Devamı

Sizin için seçtiklerimiz

Kaybedenler Kulübü Yolda
Kaybedenler Kulübü Yolda Devamı
Sıra Sende Yosmam
Sıra Sende Yosmam Devamı

EVA
EVA Devamı
Her Şeyim Sensin
Her Şeyim Sensin Devamı
Karışık Kebab
Karışık Kebab Devamı

Yırtık Niyazi
Yırtık Niyazi Devamı
Chakde! India
Chakde! India Devamı
Geceler Bizim
Geceler Bizim Devamı

Evlilik Şirketi
Evlilik Şirketi Devamı
Diş
Diş Devamı
Saldırgan Tür
Saldırgan Tür Devamı