Nostaljik Türk filmleri   |   Nostaljik Yabancı filmler   |   İstanbul AVM'leri   |   Ankara AVM'leri   |   İzmir AVM'leri   |  

Habsburg sülalesi (kisi)

Habsburg sülalesi, Avusturya ve Kutsal Roma-Germen imparatorluğu tahtlarına çıkmış Alman ailesi. Kurucusu Rudolf l`den sonra birçok kola ayrılan Habsburg sülalesinin (Halsburglar da denir) Avusturya kolu, 1457`de söndü. Bunun üstüne Steiermark kolu, Habsburgların bütün topraklarını yeniden biraraya topladı. Kari V, Ispanya`yı büyük oğlu Felipe ll`ye bırakarak İspanyol kolunun doğmasına yolaçtı. Bu kol da, Carlos ll`yle söndü (1700); ama kardeşi Ferdinand I, imparatorluk tacını koruyan "Avusturya sülalesini" sürdürdü. Kari Vl`nın kızı Maria Theresia`nın François de Lorraine`le evlenmesiyle kurulan Habsburg- Lorraine kolu, 1806`ya kadar Alman imparatorluğu tacını, 1918 devrimine kadar da Avusturya`nın egemenliğini elinde tuttu.

Hannover sülalesi ()

Hannover sülalesi, Almanya`da Hannover seçici prensliğini (daha sonra krallığını) yöneten ve 1714-1837 arasında beş İngiltere kralı çıkaran sülale. Braunschvveig-Lüksemburg dükü Ernst August`un Hannover seçici prensi olmasıyla (1692) başlayan sülale, Ernst-August`un James I Stuart`ın torunu Sophie`yle evlenmesiyle, oğulları Georg`un, George I adıyla İngiltere tahtına çıkmasını sağladı. George l`in yerine 1727`de oğlu George ll`nin, 1 760`ta torunu George lll`ün, 1820`de ve 1830`da G eorge lll`ün oğulları George IV ve William V`in İngiltere tahtına çıkmalarıyla, hem İngiltere, hem de Hannover krallıklarını yönetti. 1837`de George lll`ün torununun kızı Victoria`nın Saksonya-Coburg-Gotha prensi Albrecht`le evlenmesiyle, Hannover-Saksonya-Coburg- Gotha sülalesi adını aldı. George V, 1917`de sülalenin Almanya`yla bütün bağlarını koparmak için, adını VVindsor sülalesine çevirdi.

Han sülalesi ()

Han sülalesi, Bk. ÇİN, TARİH.

Mevlana Celalettin Rumi (kisi)

Mevlana Celalettin Rumi, İslâm mutasavvıf şairi ve mevlevi tarikatının kurucusu (Belh 1207-Konya 1273). Sultan ül-Ulema ("Bilginler Sultam") Bahaettin|Velet`inoğlu olan, yaklaşan Moğol tehlikesi üstüne ailesini ve müritlerini toplayarak Hicaz- Şam yoluyla Anadolu`ya geçen (1221) babasıyla birlikte Anadolu`ya gelen, Bahaettin Velet ölünce (1231) halkın isteğiyle yerine geçen Mevlana Celalettin Rumi, babasının halifelerinden Seyit Burhanettin Tirmizi Konya`ya gelince (1232), onun gözetiminde tasavvuf eğitimi gördü. Bir söylentiye göre öğretimini tamamlamak için Halep ve Şam`a gidip, Tirmizi`nin ölümünden sonra medreselerde ders verdi. Sürdüğü düzenli yaşam Tebrizli Şems`in Konya`ya gelişiyle (1244) bozuldu: Öğretimi, vaazlar vermeyi bırakıp, Şems`le ikili söyleşilere daldı; büyük bir coşkunlukla kendini sema yapmaya verdi. Yakınlarından uzaklaşması, Şems`le haftalarca süren inzivalara çekilmesi öbür müritleri tarafından tepkiyle karşılandı. Öldürülmekten korkan Şems Şam`a kaçtıysa da, Mevlana`nın oğlu Sultan Velet`i göndermesi üstüne geri döndü. Çok geçmeden tepkiler yeniden baş gösterince, Şems`in yeniden ortadan kaybolması (1247; bazı kaynaklara göre aralarında. Mevla na`nın oğullarından Alaettin`in de bulunduğu 7 kişi tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür) üstüne, onu bulmak için iki kez Şam`a gittiyse de bulamadı ve Şems`in kendi içinde yaşadığına inanarak avunmaya, ona duyduğu sevgiyi dile getirdiği gazeller yazmaya başladı. Bir süre sonra Şems`in yerine Selahattin Zerkubi`yi (1259), Zerkubi ölünce (1263) de Selahattin Çelebi`yi halifeliğe alıp,ünlü Mesnev/`sini bitirdikten bir süre sonra öldü ve babasının yanına gömüldü. Türbesi Bedrettin Tebrizi tarafından yapıldı. Farsça-Tıirkçe karışık bir şiiri dışında bütün yapıtlarını Farsça yazan Mevİana, Doğu İslâm kültürünün en büyük filozof ve şairlerindendir. Irk, din ayrımı gözetmeden bütün insanlığa seslenen, birliği, hoşgörüyü, iyiliği öğütleyen, aşkı en yüce değer sayan düşüncesiyle, yalnızca Türk şiirini değil, Doğu şiirini de etkilemiş, görüşleri günümüze kadar yaşayarak, yakın dönemde Batı ülkelerinde de birçok yandaş bulmuştur. Birçok dile çevrilen, açımlanan Mesnevi`sl, ayetler, hadisler, Se- nai, Attar gibi şairlerin şiirlerinden alıntılar, öyküler, öğütler yoluyla tasavvufu anlatan, açıklayan bir yapıttır. Mevlana, akla dayanan, aklın kurallarıyla sınırlanan bilgiye karşı çıkarak felsefeyi reddetmiştir. Görüşüne göre, akıl insanı yanıltır; gerçeğe götürmez. Bilginin kaynağı sevgidir, sezgidir. Gerçeğe aşk yoluyla kendinden geçip, kendini derin bir aşka bırakma yoluyla ulaşılabilir. Yapıtlarının Türkçe`de son çevirileri, Mevlana ve mevlevilik üstüne araştırmaları da bulunan Abdülbaki Gölpınarlı tarafından yapılmıştır. Öbür yapıtları: Divan-ı Kebir(24 ayrı Divan`dan oluşur; 1959`da 5 cilt olarak basılmıştır), Fihi Mâ Fih (Mui- nettin Pervane`nin konağında yapılan toplu söyleşilerdeki sözlerinden loluşur; yaşamına, dönemine ilişkin bilgileri kapsar), Mecalis-i Seb`a(camilerdeki vaazlarından oluşmuştur. Arapça bir hutbeden sonra açıklayıcı öykülere geçilir; 7 bölüm olarak 1965`te basılmıştır), Mektuplar (döneminin ileri gelenlerine yazılmış mektuplarını içerir; 1963`te basılmıştır), Rubailer (1964`te basılmıştır).

Ming sülalesi ()

Ming sülalesi, Çin`de 1368-1644 arasında egemenlik süren sülale. Moğol kökenli Yüen sülalesine karşı bir köylü ayaklanmasını düzenleyerek iktidarı ele geçiren köylü buddha- cı rahip Cu Yüencang tarafından kurulan Ming (ya da Mingler) sülalesi döneminde, Çin siyasal istikrara kavuşmuş, ekonominin yanı sıra sanat ve kültür önemli ölçüde gelişmiştir. (Ayrıca Bk. ÇİN, TARİH.)

Celalettin Harizmşah (kisi)

Celalettin Harizmşah, Bk. c e la l e t tİnHARZEMŞAH

Harzemşah, Celalettin ()

Harzemşah, Celalettin, Bk. Celalettin Harzemşah

Haşimi sülalesi (tarih)

Haşimi sülalesi, Hicaz, İran ve Ürdün`de kral ailesi. Soyu Kureyş`in Haşimi ailesinin Zevu Avn koluna dayanan Haşimi sülalesinin (Haşimiierde denir) temsilcilerinden Hüseyin Bin Ali ile oğulları Ali, Abdullah ve Faysal, 1894`te güvenlik gerekçesiyle İstanbul`a getirildiler. İkinci Meşrutiyet ilan edilince, Hüseyin Bin Ali Mekke şerifliğine atandı (1908). Faysal`ın Faysal I unvanıyla Irak kralı olmasından (1921) sonra, soyundan gelenlerden Faysal ll` nin 14 Temmuz 1958 ayaklanmasında öldürülmesiyle, sülalenin Irak kolu söndü. Abdullah`ın Ürdün`de önce emîr(1921), sonra da kral olmasıyla kurulan Ürdün koluysa, günümüzde Ürdün kralı Hüseyin`le sürmektedir.

Hohenstaufen sülalesi (tarih)

Hohenstaufen sülalesi, 1138-1250 yılları arasında Kutsal Roma-Germen İmparatorluğumu yöneten Alman sülalesi. Adı Almanya`nın güney kesimindeki Staufen şatosundan kaynaklanan Hohenstaufen sülalesi, Friedrich von Büren tarafından kuruldu. Heinrich IV`ün kızıyla evlenerek Schwahen düklüğünü drahoma olarak alan (1079) oğlu Friedrich l`in oğlu Friedrich II, Kutsal Roma-Germen Jimparatoru Heinrich V`in vârissiz ölmesi üstüne, annesinden ötürü tahtta hak iddia ettiyse de, tahta çıkmayı başaramadı. Kardeşi Konrad, 1128`de kendini Romalılar kralı seçtirmeyi başarıp, ölümünden önce, yeğeni Friedrich I Barbarossa`nın imparator seçilmesini seçici prenslere kabul ettirdi. Friedrich 1(1152-1190) ve oğlu Heinrich VI (1191 `den 1197`ye), İtalya`ya sık sık müdahale ederek, papalık devletlerine karşı savaştılar. Sicilya`daki Norman Krallığı`nı ele geçirmeyi başaran Henrich Vl`nın oğlu Friedrich 11(1212-1250), özellikle İtalya`nın güney kesimini ve Sicilya`yı topraklarına katmaya uğraştı. Ölümünden sonra Kutsal Roma-Germen İmparatorluğundan uzaklaştırılan ailenin öbür üyeleri, Almanya`da yeniden iktidarı ele geçirmeye uğraştılarsa da, başaramadılar. Ailenin son temsilcisi olan Konrad V`in 1268`de Sicilya`da ölmesiyle, sülale sona erdi.

Hohenzollern sülalesi (tarih)

Hohenzollern sülalesi, Üyeleri Brandenburg seçici prensliği (1415-1806), Prusya krallığı (1701-1918) ve Almanya imparatorluğu (1871-1918) yapan Alman ailesi. Adı şatolarının bulunduğu Zollern doruğundan kaynaklanan Hohenzollern sülalesi, Schwaben`deki Zollern kontu Friedrich (öl. 1200) tarafından kuruldu. Friedrich`in ölümünden sonra iki kola ayrılan (Schwaben kolu ve Franken kolu) sülalenin, Schwaben kolu önemli bir rol oynamazken, Franken kolu, gün geçtikçe güçlendi ve büyük seçici prens Wilhelm l`in döneminde (1640-1688) Brandenburg- Prusya seçici prensliği önemli bir Baltık ve Alman devleti haline geldi. Wilhelm`in oğlu, Friedrich I adıyla Prusya kralı unvanını almayı başardı ve krallık ordusunu güçlendirdi. Oğlu Büyük Friedrich II, bu iyi eğitilmiş ordudan yararlanarak Prusya`yı Avrupa`nın büyük devletleri arasına soktu. O tarihten başlayarak, Almanya`daki prensliklere egemen olma savaşında Avusturya`yla sürekli çekişen sülale, 18 Ocak 1871 `de Prusya kralı Wilhelm l`in (1861-88) Almanya imparatoru ilan edilmesiyle emellerini gerçekleştirmeyi başardı. Birinci Dünya Savaşı sonunda sülalenin son hükümdarı Wilhelm ll`nin (1888-1918) Prusya kralı ve Almanya imparatoru unvanlarından vazgeçmesiyle, Almanya`da cumhuriyet ilan edildi.

Anjou sülalesi ()

Anjou sülalesi, Orta Avrupa`da Anjou kontluğundan kaynaklanan iki sülalenin ortak adı. 929`da Anjou kontu olan Kızıl Foulques`in 1131 `de Kudüs Latin Krallığı tahtına çıkmasıyla doğan birinci Anjou sülalesi, 1186`ya kadar Kudüs yönetimini elinde tuttu. Foulques`in en büyük oğlu Geoffroi`nın İngiltere kralı Henry I`in kızıyla evlenmesi (1128) sonucunda, Kızıl Foulques`un soyundan gelen ikinci kol, oğulları Henry ll`nin İngiltere tahtına çıkmasıyla (1154) İngiliz Anjou sülalesini oluşturdu. Bu sülale, Richard ll`nin Lancaster sülalesinden Henry IV tarafından devrilmesine kadar İngiltere`yi yönetti. Fransa kralı Louis IX`un (1246) Anjou`yu kardeşi Napoli kralı Carlo l`e (1266) vermesiyle ortaya çıkan ikinci Anjou sülalesinde, Carlo l`in oğlu Carlo II, Napoli`nin yanı sıra, Fransa`da çeşitli bölgeleri ve Sicilya`yı da topraklarına kattı. Torunlarından biri Macaristan kralı olduysa da, Anjou sülalesinin Doğu Avrupa`daki egemenliği, onun oğlu Macaristan ve Polonya kralı Layoş l`in ölümüyle (1382) sona erdi.

Celalettin Ezine (kisi)

Celalettin Ezine, Türk yazarı (İstanbul 1901-ay.y. 1972). Heidelberg ve Leipzig üniversitelerinde felsefe, Paris Siyasal Bilgiler Fakültesinde iktisat öğrenimi gören Celalettin Ezine, yurda dönünce gazeteciliğe başlayıp, Gün gazetesinde başyazarlık yaptı (1938-1941). Hamle adlı edebiyat dergisini çıkarıp, TasviriEfk`âr() 940-1943), Cumhuriyet (1941-1948), Hürses (1945) gazetelerinde edebiyat ve tiyatro eleştirmenliği yaptı. Cumhuriyet gazetesi adına ABD`ye giderek Amerika Mektuplarını, Tasviri Efkâr adına Avrupa`ya giderek de savaş yıllarının Avrupa`sını yansıtan gezi röportajlarını yazdı. Batılılaşmayla birlikte gelişen eski-yeni çatışmasını yansıttığı iki de oyunu vardır: Yakup ve Ötekiler (1938), Bir Misafir Geldi (1939).

F. Celalettin (kisi)

F. Celalettin, Türk öykücüsü (İstanbul 1895-ay.y. 1975). Tıp fakültesini bitiren F. Celaletin (asıl adı Fahri Celal Göktulga`dır), ÜsküdarToptaşı, Bakırköy ve Manisa akıl hastanelerinde çalıştı. Bakırköy Akıl Hastanesi başhekimli­ ğinde bulundu. İlk öyküsü Servet-iFünun dergisinde yayınlanan (Kadınlar Cehennemi, 1917) F. Celalettin, mesleğinin sağ­ ladığı olanaklardan da yararlanarak, gözleme dayalı, göze çarpmayan ama olağanüstü yanları olan kahramanları işlediği öyküler yazarak, ruh hastalarının dünyasını yansıtmış, konuşma dilinin, usta bir anlatımın egemen olduğu yapıtlarıyla, Ömer Seyfettin öykücülü­ ğünü günümüz öykücülüğüne bağlayan bir öykücü sayılmıştır. Çeşitli tarihlerde yayınlanan öykü kitapları, Bütün Eserleri-Fahri Celal (1973) adıyla topluca basılmıştır.

Gupta sülalesi ()

Gupta sülalesi, Hindistan`da eski krallık sülalesi. İ.S. IV. yy. ile VI. yy arasında Hindistan`a egemen olan Gupta sülalesi (Guptalar da denir), adını Maurya sülalesinin kurucusu Çandragupta Maurya`dan almış olan Çandragupta (İ.S. 320`den-İ.S. 330`a) tarafından kuruldu. En parlak dö­ nemini Çandragupta ll`nin yönetimi (380`den-414`e) sırasında yaşayıp, V. yy`ın sonlarına doğru Akhunların akınlarıyla büyük ölçüde sarsıldı. 551-552`ye doğru ortadan kalktı. Gupta sülalesi dönemi genellikle, eski Hint sanatının `altın çağı` sayılır. Edebiyatta ünlü yazar Kalidasa`nın yetiştiği bu dönemde, bütün sanatlarda (müzik, dans, resim, mimarlık, özellikle de heykel) olağanüstü bir gelişme yaşamış, ayrıca Hint felsefesi, günümüzdeki biçimini almıştır.

Celalettin Karatay (kisi)

Celalettin Karatay, Anadolu Selçuklu devlet adamı (öl. Kayseri 1254). Çe­ şitli yönetim görevlerinde bulunan Celalettin Karatay, Keyhüsrev ll`nin ölümünden sonra üç oğlundan en bü­ yüğü İzzettin Keykavus tahta çıkarılınca, naipliğe getirildi. İzzettin`in kardeşi Rüknettin Kılıç Arslan (IV), Sivas`ta bağımsızlığını ilan edince (1248-1249) üç kardeşin bir arada tahta çıkması öne sürüldü. Kılıç Arslan, bunu kabul etmeyince, Celalettin Karatay`a yenildi ve barıştırı­ lan üç kardeş ortak olarak tahta çıktılar (1249). Aynı yıl atabeyliğe yükseltilen Celalettin Karatay; ölümüne kadar kardeşlerin uyumlu biçimde geçinmelerini sağladı. Konya`daki Karatay medresesi ile Kayseri-Malatya yolundaki Karatay han kervansarayı, vb. birçok anıt yaptırdı.

Karolenj sülalesi ()

Karolenj sülalesi, Adı Charlemagne`ın adından (Carolus Magnus) kaynaklanan Frank sülalesi. VIII. yy`ın ortasında Merovenj sülalesinin parçalanmış mirasını ele geçiren Karolenj sülalesi, Alpler`den Kuzey İtalya`ya kadar uzanan bir imparatorluk kurmayı başarmış, bu imparatorluk 775- 825 yılları arasında, Avrupa`nın genel durumuyla çeli­ şen bir uygarlık düzeyine erişmiştir (Bk. KAROLENJ SANATI VE MİMARLIĞI). Karolenj sülalesi, Genç Pepin döneminde güçlenmeye başladı. Başkenti Metz olan Austria Krallığı ile rakip NeustrasiaKral I ığı ’n ın saray valilikleri görevini üstlenen Genç Pepin`in oğlu Şarl (Charles) Martel, Poitiers Savaşı`nda(732)Arapları yenerek, sülalenin gücünü artırdı. 751`de oğlu Kısa Pepin, Merovenj kralı Childeric lll`ün tacını giyerek, papanın kutsamasıyla `Franklar kralı` unvanını aldı. Kısa Pepin`in oğlu Charles (sonradan, `Charlemagne` adını aldı), sezarların imparatorluğunu dirilterek, Batı Avrupa`nın her yanına egemenliğini kabul ettirdi ve böylece, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu`nun kurucusu oldu. İmparatorluğun genişlemesi, birçok evrede gerçekleştirildi. Lombardların tehdit ettikleri papalı­ ğı koruma bahanesi altında, İtalya yarımadası yavaş yavaş fethedildi. Lombardlar kralı ve Romalılar patricisi unvanlarını alan Charlemagne, Almanya`ya yönelerek Saksonya ve Bavyera`ya boyun eğdirdi; komşu İslav halklarını sindirdi. Sonra İspanya`ya yönelerek Barcelona ve Pamplona`yı aldı. İspanya marklığını (uç ili) kurarak, imparatorluğun müslüman Arapların akınlarından korunmasını sağladı. Charlemagne`ın 814`te ölümünden sonra tahta çı­ kan oğlu Dindar Louis I, krallığı üç oğlu Pepin, Lothar ve Louis arasında bölüştürdü; ama dördüncü oğlu Charles (Kel Charles) doğunca bu bölüştürmede değişiklik yapması, kardeşler arasında savaşlara ve imparatorluğun parçalanmasınayolaçtı.Verdun`Antlaşması`yla(843)Kel Charles batı topraklarını, Louis Ren ile Öder ırmakları arasındaki bölgeleri, Lothar da imparator unvanıyla İtalya`yı ve Bourgogne koridorunu aldı. 855`te Lothar`ın tahttan çekilmeye zorlanması yeni çatışmalara yol açtı ve Louis`nin oğlu Şişman Charles III toprakları yeniden birleştirdi. Ama Norman akınlarını önleyemediği için, bağımlı krallar tarafından tahtan indirildi (887) ve imparatorluk birçok özerk krallığa bölündü: Fransa, Almanya, İtalya, Bourgogne, Provence. Karolenjler Almanya`da 911`e kadar, Fransa`da 987`ye kadar tahtta kalmayı sürdürdüler. 987`de Louis V ölünce, Fransa`da tahta Capet ülalesi geçti. Sülalenin son dönemi iç çatışmalar ve düzensizlik içinde geçmişse de, Karolenj sülalesi dönemi, Avrupa`nın büyük akınlarla tehdit edildiği dönemle çakışmış ve Charlemagne, olağanüstü bir kültür yenilenmesini, yeni bir sanatın gelişmesini desteklemiştir. (Bk. KAROLENJ SANATI VE MİMARLIĞI.)

Mehmet Celalettin Ağa (kisi)

Mehmet Celalettin Ağa, Son yeniçeri ağası (öl. İstanbul 1863). Yeniçeri ocağında yetişen Mehmet Celalettin Ağa, 9 Eylül 1825`te ağalığa getirildi. Yeniçeri ocağını kaldırma hazırlıkları onun döneminde başladı ve bazı subaylar birer ikişer görevden uzaklaştırıldı. Islahat hareketlerinden yana olduğu için yeniçerilerin ayaklanmaları üstüne (15 Haziran 1826), saklandı. Ocağın ve ağalığın kaldırılmasından sonra vezir olmak istemeyip, kapıcıbaşılık yaptı. 1834`te devlet hizmetinden ayrıldı.

Celalettin Harzemşah (kisi)

Celalettin Harzemşah, Harzemşahlar (ya da Harizmşahlar) devletinin son hü­ kümdarı (öl. Silvan yakını 1231). Alaettin Muhammet Bin Tekiş`in büyük oğlu olan Celalettin Harzemşah, babasının hükümdarlığı döneminde Gur genel valiliği yapıp, Cengiz Han`ın kuwetlerini iki kez (1216 ve 1218) püskürtmeyi başardı. 1220`de tahta çıkıp, bazı komutanların kardeşleriyle anlaşmaları üstüne Horasan`a ka­ çarak, topladığı orduyla Cengiz ordularını bir kez daha yenilgiye uğrattı (1221). Üç yıl Hindistan`da kalıp, 1224`te Harzem`e dönerek, Abbasi halifesi Nasır`ın ve Azerbaycan atabeyi Özbeg`in ordularını art arda yendi ve Tebriz`i ele geçirdi (1225). Tiflis`i de alıp (1226), Mo- ğollar`ı Isfahan önünde bir kez daha bozguna uğrattıysa da, kaçan Moğol birliklerini kovalarken tuzağa düştü ve güçlükle kurtularak Luristan`a kaçmayı başardı (1225). Topladığı orduyla İsfahan`a dönüp, ayaklanan süvarileri yendikten (1229) sonra, Ahlat`ı yağmaladı (1230). Bunun üstüne, el-Melik`ül-Eşref`le ittifak yapan Alaettin I Keykubad`a Yassıçimen`de yenilip (1230), Azerbaycan`a kaçtı. Baskınlarına uğradığı Moğol birliklerinden kaçmaya çalışırken, Silvan yakınlarında, kardeşi Ahlat`ta öldürülmüş bir köylü tarafından öldürüldü. Ölü­ münden sonra, Harzemşahlar devleti ortadan kalktı.

Çing sülalesi ()

Çing sülalesi, Çin`de Mançurya kökenli Mançular tarafından kurulan imparatorluk sülalesi. 1644`te kurulan, Çin`deki son imparator sülalesi olan Çing (ya da Çingler) sülalesinin 1911`de tahttan çekilmek zorunda bırakılmasıyla, Çin`de aynı zamanda monarşi rejimi de yıkılmış ve cumhuriyet kurulmuştur. Çing sülalesi döneminde Çin en geniş coğrafi sınırlarına ulaşmış ve asıl Çin`in yanı sıra dört ülke dışı bağımlı toprak (Mançurya, Moğolistan, Doğu Türkistan ve Tibet) ile birçok bağımlı devleti (baş- lıcaları Kore, Annam, Birmanya ve Nepal) de içerir duruma gelmiştir. 250 yıllık Çing sülalesi dönemi, ayrıca, sülalenin başlıca imparatorları Kansşi (1661-1722) ve Çienlong (1735-96) sayesinde, gerek kültürde, gerek ekonomide büyük bir gelişme gerçekleştirilen bir dö­ nemdir. Bu imparatorlar bir yandan yeni konfüçyüsçü- lüğün kurumlarını korurken, bir yandan da Batı`yla iliş­ kileri geliştirmişlerdir. Ayrıca, bu dönemde Çin edebiyatının en başarılı romanı Kırmızı Odanın Dramı yazılmış ve Çin`e Avrupa`dan pek çok gezgin ve misyoner gelmiştir. XIX. yy. başlarında Çing sülalesi iç karışıklıklar ve dış tehditler yüzünden zayıflamaya başlamış, bu durumdan yararlanan İngilizler, ilk Afyon Savaşı sırasında bir­ çok limanı ele geçirmişler ve Çin, Nankin Antlaşmasıyla (1842) Hong Kong`u İngiltere`ye bırakmak ve beş Çin limanını -Kanton, Amoy, Fucou, Ningbo ve Şanghay- yabancı ticaretine açmak zorunda kalmıştır. Yabancı etkisinin uyandırdığı genel hoşnutsuzluk ve Çinli bürokratlar arasında rüşvet, vb. yolsuzlukların aşırı yaygınlaşması, Çin halkında Çing sülalesine karşı da düş­ manlık uyandırmış ve küçük ayaklanmalar halinde baş­ layan hoşnutsuzluk dalgası sonunda, 1850`de Tayping ayaklanmasına yol açmıştır. Aşağı yukarı on yıl süren bu ayaklanma, yabancı paralı askerlerin de yardımcı oldukları general Zıng Guofan tarafından sonunda bastı­ rılmış (1861), ama bu arada milyonlarca kişi ölmüş ve Çin`in orta kesimi aşağı yukarı bütünüyle yakılıp yıkılmıştır. Bu arada, 1856`da İkinci Afyon Savaşı sırasında, İngiliz ve Fransız savaş gemileri, Kanton`u topa tutup, 1858`de ele geçirdikten sonra, Hibey`i istila etmiş ve yazlık sarayı yağmalayarak, Çin hükümetini yabancılara on bir yeni liman açmak zorunda bırakmışlardır. 1862`den başlayarak 1908`de ölümüne kadar fiili yönetimi elinde tutan dul imparatoriçe Tsişi`nin dönemi imparatorluğun son yılları olmuştur. Bu dönemde Avrupalılar ülkenin iç kesimlerine yayılarak yeni ticaret ayrıcalıkları elde etmişler, ilk Çin-Japon savaşında (1894-95) Japonlar Çinlileri yenerek Tayvan ve Kore`yi ele geçirmişlerdir. Yabancı karşıtı Bokserler ayaklanması (1899), yabancı kuwetler tarafından bastırılmış, Tsişi`nin ölümünden ve üç yaşındaki Pu Yi`nin tahta çı­ karılmasından sonra ülkede devrimci hareket hızla yayılmış, Şubat 1912`de imparatorun tahttan çekilmek zorunda bırakılmasıyla ve cumhuriyetin ilanıyla sonuç­ lanmıştır.

deniz laleleri (bitki)

deniz laleleri, Derisidikenliler filumundan hayvan sınıfı (Bil.a. Crinodea). Birinci Zaman`da denizlerde çok yaygın olan, denizleylaklarıda denilen denizlaleleri sınıfı, türlerinin bü­ yük bölümünün soyu tükenmiş olmasına karşın, günü­ müzde hâlâ 80`e yakın tür kapsamaktadır. Tüylü kollarıyla, bol miktarda plankton süzerek beslenen denizlalelerinin fosil türlerinde, uzunluğu 24 m`yi bulan `sap`lar gözlenmiştir.

Merovenj sülalesi (tarih)

Merovenj sülalesi, 481-751 arasında Galya`ya egemen olan Frank sülalesi. Adı yarı efsanevi kral Merovech`ten kaynaklanan Merovenj sülalesi, Cambrai kralı Chlodion (öl. 457) ve yerine geçen Childerich I (öl. 481) tarafından kuruldu. Childerich Fin büyük oğlu Clovis, hıristiyanlığı benimseyerek (496 ya da 506), Galya`da yaşayan Romalıların ve din adamlarının desteğini sağladıktan sonra, kısa sürede bölgenin fethini tamamladı ve Vizigotları İspanya`ya kadar püskürtmeyi başardı. Bununla birlikte, Clovis`in ölümünden sonra, ülke yeniden parçalandı. Dagobert (629-639), bir süre için bütünlüğü yeniden sağlamayı başardıysa da, ülkenin Frank geleneğine uygun olarak ölen her kralın erkek çocukları arasında bölüştürülmesi, krallığı giderek zayıflattı. Son Merovenj kralı Childe- rich III (743`te tahta çıktı) döneminde, saray soylularının en yüksek temsilcisi Kısa Pepin, papanın desteğini sağladıktan sonra, Childerich lll`ü bir manastıra kapattı ve Karolenj sülalesinin ilk hükümdarı olarak tahta çıktı (751).

Mevlana Celalettin Rumi (kisi)

Mevlana Celalettin Rumi, İslâm mutasawıf şairi ve mevlevi tarikatının kurucusu (Belh 1207-Konya 1273). Sultan ül-Ulema (`Bilginler Sultanı`) Bahaettin|Velet`inoğlu olan, yaklaşan Moğol tehlikesi üstüne ailesini ve müritlerini toplayarak Hicaz- Şam yoluyla Anadolu`ya geçen (1221) babasıyla birlikte Anadolu`ya gelen, Bahaettin Velet ölünce (1231) halkın isteğiyle yerine geçen Mevlana Celalettin Rumi, babasının halifelerinden Seyit Burhanettin Tirmizi Konya`ya gelince (1232), onun gözetiminde tasawuf eğitimi gördü. Bir söylentiye göre öğretimini tamamlamak için Halep ve Şam`a gidip, Tirmizi`nin ölümünden sonra medreselerde ders verdi. Sürdüğü düzenli yaşam Tebrizli Şems`in Konya`ya gelişiyle (1244) bozuldu: Öğretimi, vaazlar vermeyi bırakıp, Şems`le ikili söyleşilere daldı; büyük bir coşkunlukla kendini sema yapmaya verdi. Yakınlarından uzaklaşması, Şems`le haftalarca süren inzivalara çekilmesi öbür müritleri tarafından tepkiyle karşılandı. Öldürülmekten korkan Şems Şam`a kaçtıysa da, Mevlana`nın oğlu Sultan Velet`i göndermesi üstüne geri döndü. Çok geçmeden tepkiler yeniden baş gösterince, Şems`in yeniden ortadan kaybolması (1247; bazı kaynaklara göre aralarında. Mevlana`nın oğullarından Alaettin`in de bulunduğu 7 kişi tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür) üstüne, onu bulmak için iki kez Şam`a gittiyse de bulamadı ve Şems`in kendi içinde yaşadığına inanarak avunmaya, ona duyduğu sevgiyi dile getirdiği gazeller yazmaya başladı. Bir süre sonra Şems`in yerine Selahattin Zerkubi`yi (1259), Zerkubi ölünce (1263) de Selahattin Çelebi`yi halifeliğe alıp,ünlü Mesnevi`sini bitirdikten bir süre sonra öldü ve babasının yanına gömüldü. Türbesi Bedrettin Tebrizi tarafından yapıldı. Farsça-Türkçe karışık bir şiiri dışında bütün yapıtlarını Farsça yazan Mevlana, Doğu İslâm kültürünün en büyük filozof ve şairlerindendir. Irk, din ayrımı gözetmeden bütün insanlığa seslenen, birliği, hoşgörüyü, iyiliği öğütleyen, aşkı en yüce değer sayan düşüncesiyle, yalnızca Türk şiirini değil, Doğu şiirini de etkilemiş, görüşleri günümüze kadar yaşayarak, yakın dönemde Batı ülkelerinde de birçok yandaş bulmuştur. Birçok dile çevrilen, açımlanan Mesnevi`si, ayetler, hadisler, Se- nai, Attar gibi şairlerin şiirlerinden alıntılar, öyküler, öğütler yoluyla tasawufu anlatan, açıklayan bir yapıttır. Mevlana, akla dayanan, aklın kurallarıyla sınırlanan bilgiye karşı çıkarak felsefeyi reddetmiştir. Görüşüne göre, akıl insanı yanıltır; gerçeğe götürmez. Bilginin kaynağı sevgidir, sezgidir. Gerçeğe aşk yoluyla kendinden geçip, kendini derin bir aşka bırakma yoluyla ulaşılabilir. Yapıtlarının Türkçe`de son çevirileri, Mevlana ve mevlevilik üstüne araştırmaları da bulunan Abdülbaki Gölpınarlı tarafından yapılmıştır. Öbür yapıtları: Divan-ı Kebir(24 ayrı Divan`dan oluşur; 1959`da 5 cilt olarak basılmıştır), Fihi Mâ Fih (Mui- nettin Pervane`nin konağında yapılan toplu söyleşilerdeki sözlerinden loluşur; yaşamına, dönemine ilişkin bilgileri kapsar), A4eca//s-/5e6/a(camilerdeki vaazlarından oluşmuştur. Arapça bir hutbeden sonra açıklayıcı öykülere geçilir; 7 bölüm olarak 1965`te basılmıştır), Mektuplar (döneminin ileri gelenlerine yazılmış mektuplarını içerir; 1963’te basılmıştır), Rubailer (1964‘te basılmıştır).

CELALEDDIN (isim)

CELALEDDIN, Arapça kökenlidir. Erkek ismi olarak kullanilir. 1. Dini savunan. 2. Dinin ululadigi, övdügü. Celaleddin Harizmsah Son Harizm hükümdari (Öl. 1231). Celaleddin Rumi Ünlü Türk mutasavvifi, Mevlana. Türk dil kurali açisindan "d/t" olarak kullanilmaktadir.

LALE (isim)

LALE, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. 1. Zambakgillerden, uzun yapraklı, güzel ve çeşitli renklerde çiçekli soğanlı bir bitki. 2. Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga. 3. Ağaçtan meyve koparmaya yarayan ucu çatallı sırık.

LÂLEFAM (isim)

LÂLEFAM, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. Lale renginde.

LÂLEGUN (isim)

LÂLEGUN, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. Lale renginde.

LÂLEGÜL (isim)

LÂLEGÜL, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. Türk musikisinde bir makam.

LALERUH (isim)

LALERUH, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. 1. Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2. Türk müziğinde mürekkeb bir makam.

LÂLEVEŞ (isim)

LÂLEVEŞ, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. Lale gibi.

LÂLEZAR (isim)

LÂLEZAR, Farsça kökenlidir. Kadın ismi olarak kullanılır. Lalelik, lale yetişen yer, lale bahçesi.

Ming sülalesi (tarih)

Ming sülalesi, Çin`de 1368-1644 arasında egemenlik süren sülale. Moğol kökenli Yüen sülalesine karşı bir köylü ayaklanmasını düzenleyerek iktidarı ele geçiren köylü buddha- cı rahip Cu Yüencang tarafından kurulan Ming (ya da Mingler) sülalesi döneminde, Çin siyasal istikrara kavuşmuş, ekonominin yanı sıra sanat ve kültür önemli ölçüde gelişmiştir. (Ayrıca Bk. ÇİN, TARİH.)

Orleans sülalelesi ()

Orleans sülalelesi, Fransa`da Capet sülalesinden gelen prenslik sülalesi. Birinci Orleans sülalesi, kral Philippe Vl`nın beşinci oğlu olan Orleans Dükü Philippe l`le (1336-1375) baş­ layıp, çocuğu olmadan öldüğünden, onunla birlikte sona erdi. İkinci Orleans sülalesi, 1392`de, kral Charles V`in ikinci oğlu (1392`de Charles VI tarafından Orleans düklüğüne yükseltildi), Louis I d`Orleans (? 1372-Paris 1407) tarafından kuruldu. Louis l`in Korkusuz Jean`ın adamları tarafından öldürülmesi (Armagnac ve Bourgogne sülaleleri arasında kanlı iç savaşlara yolaçtı) üstü­ ne, yerine oğlu Charles d`Orleans, onun ölümünden sonra da yerine oğlu Louis II d`Orleans geçti ve 1498`de Louis XII adıyla Fransa tahtına çıktı. Üçüncü Orleans sülalesi, Louis XIH`ün Orleans Düklüğü`nü kardeşi Gaston d`Orleans`a (Fontainebleau 1608-Blois 1660) bağışlamasıyla kuruldu. Erkek çocu­ ğu olmadığından, onunla birlikte söndü. Dördüncü Orleans sülalesi, Louis XIV`ün kardeşi Philippe I d`Orleans`la (Saint-German-en-Laye 1640- Saint-Cloud 1701) başladı. Onun çocukları aracılığıyla sürerek, Bourbon sülalesinin doğrudan soyunun Chambord kontuyla sönmesi üstüne (1883), Fransa tahtı üstündeki hakları devraldı ve Paris kontu Henri d`Orleans`la (Le Nouvion-en-Thierache 1908) sürdürdü.

Osmanlı sülalesi (tarih)

Osmanlı sülalesi, Türk padişahları sülalesi. Osman I tarafından kurulan Osmanlı sülalesinden, 1299`dan 1922`ye otuz altı padişah tahta çıkmış, ama Murat II, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa I ikişer kez tahta çıktıklarından, 39 kez saltanat değişikliği olmuştur. Son padişah Mehmet Vl`nın (Vahdettin) yurt dışına kaçmasından (1922) sonra, Osmanlı sülalesi üyeleri sınır dışı edilmiş (1924), ama 1951`de sülalenin kadınlarına Türkiye`ye dönme izni verilmiş ve sağ kalanları, o tarihten sonra yurda dönerek, Osmanoğlu soyadını almışlardır.

lale (bitki)

lale, Zambakgillerailesinden, 100`e yakın türü bulunan bitki cinsi (Bil. a Tulipa). Anayurdu Avrasya olan, ama günü­ müzde özellikle Hollanda`da yetiştirilen lale cinsi üyeleri soğanla ekilir, her soğandan gelişen tek sap üstünde gösterişli bir tek çiçek açarlar. En yaygın tür olan çiçekçi lalesinden (Tulipa gesneriana), pek çok çeşit yetiştirilmiştir.

lale ağac (bitki)

lale ağac, Manolyagiller ailesinden, 2 türü bulunan, yapraklarını döken ağaç cinsi (Liriodendron). Boyları 60 m`yi bulabilen, adlarının da belirttiği gibi laleye benzer çiçekler açan laleağacı cinsi üyelerinden Amerika laleağacının (Liriodendron tulipifera) anayurdu Kuzey Amerika`nın Nova Scotia`dan Florida`ya kadar uzanan bölgesi, Çin laleağacının (Liriodendron chinense) anayurduysa Çin`in orta kesimidir. Her iki tür de süs ağacı olarak yetiştirilirler. Ayrıca, Amerika laleağacının hafif, kolay işlenen odunu marangozlukta kullanılır.

Lale Devri (tarih)

Lale Devri, Osmanlı tarihinde 1718`den 1730`a kadar süren 12 yıllık dönemi belirten tarih terimi. Ahmet lll`ün saltanat yıllarının ikinci yarısını kapsayan ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa`nın yönetiminde geçen Lale Devri, Osmanlı devletinin doğu ve batıda uzun süren savaşlardan sonra Pasarofça Antlaşmasıyla bir barış sü­ recine girmesiyle başladı. Adı devlet ileri gelenlerinin konaklarında lale soğanları yetiştirme düşkünlüklerinden kaynaklanan bu dönemde, Osmanlı toplumunda ilk batılılaşma eğilimleri ortaya çıkarken, İstanbul köşkler, konaklar, yalılarla süslendi; Sâdâbâd, Hayrâbâd, Hurremâbâd gibi ünlü köşkler yapıldı. Çiniciliği geliştirmek amacıyla İstanbul`da Tekfur sarayında bir çini fabrikası kuruldu (1725). Paris`teki basımevlerini inceleyen Sait Mehmet Efendi ile İbrahim Müteferrika`nın girişimleri sonucunda, şeyhülislam Abdullah Efendi`nin fetvası ve Ahmet lll`ün fermanıyla, İbrahim Müteferrika`nın evinde Türkiye`de ilk basımevi kuruldu (1727) ve bir kâğıt fabrikası açıldı. Doğu ve Batı dillerinden yapıtlar Türkçe`ye çevrilerek yeni okullar açıldı. Ama bu arada devlet ileri gelenlerinin eğlenceye dalarak ölçüsüz harcamalarda bulunmalarının halkta uyandırdığı hoşnutsuzluk, Nadir Şah yönetimindeki İran ordusu karşısında alınan yenilgilerden sonra, Beyazıt hamamı tellaklarından Patrona Halil`in önderlik ettiği bir ayaklanmaya dönüştü ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa`nın öldürülüp, Ahmet lll`ün tahttan indirilmesinin yanı sıra, yapılan bü­ tün yalı ve köşkler yakılıp yıkılarak, Lale Devri`ne son verildi.

Bunlara bakanlar bunlara da baktı

Benzer isimler

Güncel Filmler

Son Eklenen Filmler

Tamilla
Tamilla Devamı

Sizin için seçtiklerimiz

Mavi Boncuk
Mavi Boncuk Devamı
Geçmişteki Sır
Geçmişteki Sır Devamı
Direniş
Direniş Devamı

Medi
Medi Devamı
Aşka inat Zamanlar
Aşka inat Zamanlar Devamı
Super Polis
Super Polis Devamı

Hayırlı Evlat
Hayırlı Evlat Devamı
Le Haricot
Le Haricot Devamı
Kampüste Çıplak Ayaklar
Kampüste Çıplak Ayaklar Devamı

Haram
Haram Devamı
Pi`nin Yaşamı
Pi`nin Yaşamı Devamı