Nostaljik Türk filmleri  |   Nostaljik Yabancı filmler  |   İstanbul AVM'ler  |   Ankara AVM'ler  |   İzmir AVM'ler  |   Kıbrıs AVM'ler  |  

Ankara

Ankara (kent) (sehir)

Ankara (kent), Türkiye Cumhuriyeti`nin başkenti ve aynı adlı ilin merkezi. İç Anadolu Bölgesi`nin kuzeybatı kesiminde, Sakarya ırmağına kavuşan Ankara suyunu (eski adı Engürü suyu) oluşturan Bend deresi, İncesu ve Çubuk suyu adlı üç küçük akarsuyun birleştiği ovanın (Ankara ovası) doğu kenarında kurulmuş olan Ankara`nın bu kesimde yaslanmış olduğu tepenin üstünde, tarihsel Ankara kalesi yükselir. Kalenin bulunduğu tepede 978 m olan yükselti, istasyonun bulunduğu kesimde 851 m`ye kadar iner. TARİH Günümüzdeki kentin kapladığı bazı semtlerde Taşdevri`nden bazı taş aletlerin, kalenin eteğinde de Cilalıtaş döneminden bir el baltasının bulunmuş olması, bölgeye Tarihöncesi dönemlerde yerleşilmiş olduğunu göstermekteyse de, kentin yazılı belgelere dayanan tarihi ancak Friglerle başlamaktadır. Çeşitli dönemlerde Ankyra, Angora, Engürü, Engüriye gibi adlar verilmiş olan kent, Frigler döneminde günümüzdeki Hacıbayram camisi dolaylarından başlayarak Çankırıkapı ve Dışkapı`ya kadar uzanıyordu. Günümüzdeki Bahçelievler, Anıtkabir ve istasyon civarında da, Frig kentinin mezarlıkları yer alıyordu. Frig devletinin yıkılmasından sonra, Lidyalıların, İ.Ö. 547`den sonra da Anadolu`nun büyük bölümüne egemen olan Perslerin eline geçen Ankara`nın, bu dönemiyle ilgili yeterli bilgi bulunmamasına karşın, kentin İran`ın başkenti Susa`yı Lidya`nın başkenti Sardeis`e bağlayan `Kral yolu` üstünde zengin bir ticaret merkezi olduğu bilinmektedir. İ.Ö. 278-İ.Ö. 189 arasında Galatların egemenliğinde yaşayan İ.Ö. 189`da Romalılara geçen kentte, İ.S. 395`e kadar süren ve Ankara`nın en parlak dönemlerinden biri olan Roma dönemi süresince, başta Augustus tapınağı, birçok anıt yapılmış ve altı yüzyıla yakın süren bu dönem içinde kent, yalnızca dört yıl (İ.Ö. 88-84), Pontos kralı Mithridates`in egemenliğinde yaşamıştır. Augustus döneminde (İ.Ö. 27- İ.S. 14) Roma eyaleti Galatia`nın merkezi olan, İ.S. I. ve II. yy`larda çok büyük ölçüde gelişen kent, III. yy`dan sonra geriİemeye başlamış ve 395`ten sonraki Bizans döneminde Eskiçağ`daki görkemine hiçbir zaman kavuşamamıştır. Bizans döneminde, Anadolu`nun öteki kentlerine olduğu gibi İslâm akınlarının başladığı Ankara, VII. yy`ın başlarında Sasanilerin, daha sonra da Arapların akınlarına uğrayıp, XI. yy`da Türk yönetimine geçinceye kadar birkaç kez el değiştirdi. 1073`te Selçukluların fethettikleri, ama 1101 `de Haçlıların eline geçen kent, sonra yeniden Bizanslılara geçip, 1127`ye doğru Selçuklular tarafından geri alındı. Türk egemenliği döneminde bir süre Danişmendoğullarının, bir süre de Germiyanoğullarının eline geçip, 1304-1341 arasında Anadolu`yu istila eden İlhanlılara bağlı kaldı. İlhanlIlardan sonra Eretnaoğullarının yönetimine girip (1341), 1354`te Orhan Gazi`nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. 1402`de Timur-Bayezit savaşından büyük zarar gören kent, `Fetret devri`nde Amasya`ya egemen olan Çelebi Mehmet`e geçip, 1406`da kardeşi Süleyman Çelebi tarafından kuşatıldı. XVII. yy`da Celali isyanlarından büyük zarar görüp, sıkıntılı günler yaşayan kent, XVIII. yy`daki sakin döneminden sonra XVIII. yy`da bir süre|yönetime baş kaldıran Kavalalı Mehmet Ali Paşa`nın birlikleri tarafından istila edildi (1832-33). Yüzyılın sonunda, demiryoluyla Haydarpaşa`ya (İstanbul) bağlandı (1892). Osmanlı yönetim örgütü içinde, 1462`ye kadar Anadolu eyaletinin merkezi, Anadolu eyaletinin merkezinin Kütahya`ya taşınmasından sonra da Ankara sancağının merkezi olan kent, Tanzimat dönemine kadar birkaç kez yeniden eyalet merkezi oldu. GÜNÜMÜZDE ANKARA Mustafa Kemal Paşa`nın (Atatürk) Erzurum ve Sivas kongrelerini topladıktan sonra 27 Mayıs 1919`da Ankara`ya gelmesiyle, tarihinde yeni bir dönem başlayan kent, 23 Nisan 1920`de TBMM`nin toplanması ve 13 Ekim 1923`te yeni Türkiye Devleti`nin başkenti olmasıyla, tarihinin hiçbir döneminde erişemediği bir gelişmeye ve nüfus patlamasına sahne oldu. Cumhuriyetten önceki Ankara, Kaletepe ve çevresinde gelişmiş, bu kesimi çevreleyen yeşil şeridin (bağlar, bahçeler) dışına pek taşmamıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara`ya gelenler nereyi boş buldularsa oraya yerleştiler. Bu ilk dönem bir `yoğunlaşma dönemi` oldu (günümüzdeki Ulus semti, o dönemin iş merkezini oluşturuyordu). Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan yeni yapılar daha çok Ulus çevresinde ve Ulus ile istasyon arasında kuruldu (Eski TBMM binası, Ankara Palas, Evkaf Apartmanı, vb. ünlü yapılar). O sıralarda nüfusu 74 553 (1927 sayımı) olan kent, henüz ilk yeşil şeridin ötesine taşmamıştı. 1930-1940 arasındaki dönem, Ankara kentinin genişleme dönemi oldu. H. Jansen`in yaptığı plan uyarınca kent, ilk yeşil şeritin ötesine taştı ve `Yenişehir ` adı verilen semt kuruldu. Daha sonra, kısa sürede Cebeci ve Maltepe yönünde de genişleyen kentin, Çankaya`ya doğru uzanan kesimini de Bakanlıklar ve Elçilikler kapladı. Ama asıl yerleşme alanları henüzÇankaya`nın aşağı kesimlerindeydi. Bu koşullar altında kentin nüfusu 1935`te 100 000`i (122 720), 1940`ta da 150 000`i aştı (157 242). İkinci Dünya Savaşı`nın başlaması, kentin genişlemesinde bir yavaşlamaya yolaçtıysa da, daha o sırada kentin çevresinde ikinci bir yeşil şerit oluşmuştu ve Etlik, Gazi Eğitim Enstitüsü (günümüzde Gazi Eğitim Fakültesi), Gazi Orman Çiftliği, Harp|Okulu üstünden Dikmen ve Çankaya`ya uzanıyordu (daha sonra Anıtkabir, bu ikinci şerit içinde yapıldı). 1940-1950 arasında, yeni bir konut patlaması yaşayan kentte, aradaki bazı boşluklar dolarken, 1950`de nüfusu da 188 586`ya yükseldi. Ekonomide merkez bu dönemde Ulus`tan Yenişehir`e kaymaya başlarken, nüfus artışına paralel olarak ilk gecekondular da ortaya çıkmaya başladı. Kent Maltepe yönünde biraz daha ilerlerken, Bahçelievler`in ilk bölümleri kuruldu (Yenimahalle adı verilen semt henüz kurulmamıştı). 1950-1960 döneminde, ikinci yeşil şerit de atlanarak, kentin alanı daha da genişledi. Yeni semtler kuruldu: Bahçelievler, Yenimahalle, Aydınlıkevler, Gazi Mahallesi, Anıttepe. Ayrıca bu dönemde, çevredeki eski bağların yerini sürekli yerleşme alanları aldı. Balgatgibi eski köyler, kent srnırı içine girerken, gecekondu alanları da genişledi. Nüfus da 1960 sayımında 650 067`yi buldu. 1960 sonrasında, yoğun apartman yapımına girişilip, Kavaklıdere, Çankaya, Ayrancı semtlerinde yerleşme yoğunlaştı. Bahçelievler`in ilk yıllardaki görünümü değişerek, apartmanlarla doldu. 1965`te 905 660`a yükselen nüfus, 1970`te ilk kez bir milyonu aştı (1 236 1 52). Sonra artışın daha da hızlanmasıyla 1975`te 2 milyona yaklaştı (1 701 004). Ankaralılar artık oturmak için merkezden uzak semtleri tercih etmeye başladılar (Oran sitesi, vb.). 1983`ten sonra `büyükşehir` konumu alan kentte, bu konum çerçevesinde, Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle ilçelerinden bazı kesimler `büyükşehir` belediyesi sınırları içine alındı. Bu arada Cumhuriyet`in başlangıcında daha çok bir memur kenti özelliğini gösteren Ankara, 1970`ten sonra hızla büyük bir sanayi ve kültür (çeşitli üniversiteler ve yüksekokullar) merkezine dönüştü. Nüfusu da 1985`te 2 milyonu (2 235 035), 1990`da 2,5 milyonu (2 559 471) aştı.

Ankara (il) (sehir)

Ankara (il), Büyük kesimi İç Anadolu bölgesinde, kuzeyde kalan küçük bir kesimi Karadeniz bölgesi sınırları içinde il. Büyüklüğü bakımından Konya ve Sivas`tan sonra Türkiye`nin üçüncü büyük ili oİan Ankara ilinin yüzölçümü 25 760 knv, nüfusu 3 236 626`dır. Merkezi Ankara kentidir. 24 ilçesi vardır: Akyurt, Altındağ, Ayaş, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Balâ, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı, Şereflikoçhisar, Yenimahalle. Kuzeyde Bolu ve Çankırı, doğuda Kırıkkale ve Kırşehir, güneydoğuda Aksaray, güneyde Konya, batıda Eskişehir illeriyle sınırlı olan Ankara ilinin toprakları, İç Anadolu bölgesinin oldukça engebeli kuzey kesimini kapsar. Güneydeki Konya bölümünün az dalgalı düzlüklerinden kuzeye, Karadeniz dağlarının iç sıralarına doğru gidildikçe, hem yüzeyşekilleri daha dağlık bir görünüm kazanır, hem de dağların yükseltisi artar. Kuzey Anadolu dağlarının iç sırasını oluşturan Köroğlu dağlarının İç Anadolu`ya bakan kenarı, ilin kuzey sınırı boyunca uzanır. Bu dağlar üstünde de Ankara sınırları içinde Aydos dağı (1 840 m), Yıldırım dağı (2 035 m), Işık dağı (2 015 m) gibi dağlar yükselir. Ankara ilinin güney kesimini, dalgalı görünüşlü Haymana yaylası ve basık çanaklar (Tuz gölü) oluşturur. Ankara ilinde `orta iklim` ya da `ılıman iklim` denilen iklimin, kışları oldukça sert geçen karasal tipi egemendir. İl merkezinde 45 yıllık gözlemlere göre, en soğuk ay ortalaması 0,3 °C, en sıcak ay ortalaması 23,3 °C`tır. Günümüze kadar termometrenin gösterdiği en düşük sıcaklık -24,9 °C (5.1.1942), en yüksek sıcaklıksa 40 °C`tır (1.8.1954). Yıllık yağış tutarı düşüktür; 367 mm. Yağışlar, ilin kuzeyindeki dağlık kenara doğru artar (Kızılcahamam`da 564 mm). Ankara ilinin kuzey kesiminde oldukça önemli sayılabilecek derecede ormana rastlanır. İlin orta ve güney kesimlerinin doğal bitki örtüsüyse bozkırdır (step). Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçelerinde daha çok karaçam ve sarıçam türleri görülür. Ankara kentinin bulunduğu çevre, Cumhuriyet döneminde geniş ölçüde ağaçlandırılmıştır. Ankara topraklarını sulayan akarsuların çoğu Sakarya ırmağında toplanır. Bunlardan Ankara suyu (ya da Engürü suyu), Ankara kentinin yakınlarında birleşen üç koldan (Bent deresi, Çubuk suyu, İncesu) oluşur ve Mürted ovasından geçen Ova çayını da alarak, sağdan Sakarya ırmağına karışır. İlin doğu kesimindeyse, oldukça dar bir alanın suları Balaban deresiyle Kızılırmak`a akar. İlin en önemli gölü,güneydoğuda yeralan Tuz gölüdür; ama bu gölün yalnızca bir kesimi Ankara ili sınırları içindedir. Öteki kesimleri Konya ve Aksaray illeri içinde yer alır.İlin öteki gölleri Ankara`nın güneyinde Konya-Ankara yolu üstündeki Mogan ve Emir göiieridir. Yapay göl olarak da, Ankara-Kırşehir il sınırı üstünde yer alan Hirfanlı barajı gölü sayılabilir. 1990 sayımının sonuçlarına göre Ankara ili sınırları içinde 3 236 626 kişi yaşar. 1988-1990 arasında yıllık nüfus artış hızı il merkezinde ve ilçe merkezlerinde %o 24,31, kırsal kesimde %o 1,00, ortalama %o 21,28 olarak, Türkiye ortalamasının (%o 21,71) biraz altında gerçekleşmiştir. EKONOMİ Ankara ili topraklarının yarısına yakını tarıma ayrılmıştır. Buğday çok ekilir ve bu üretimde Ankara, Türkiye`de Konya`dan sonra ikinci sırada yer alır.Sakarya ve kollarının, özellikle Kirmişçayının tabanında pirinçtarımı yapılır. Patates de oldukça çok ekilir. Dikili alanlar çok yer tutmamakla birlikte, Ankara`nın armudu ün salmıştır. Üzüm bağlarından kurutmalık, sofralık, pekmezlik, şaraplık üzüm elde edilir. Hayvancılık bakımından başlıca özellik, koyun sayısının çokluğu ve tiftik keçisi sayısının koyuna yakın oluşudur. Tiftik keçisinin bir adının da `Ankara keçisi` olması, başlıca yetişme alanının bu il sınırları içinde olduğunu gösterir. Ankara balı da aranan bir baldır ve büyük ölçüde üretilir. İl sınırları içinde önemli yeraltı gelir kaynağı yoktur. Sanayi kuruluşlarının başlıcaları, il merkezindeki çeşitli sanayi tesisleri (bira, makarna, un, bitkisel yağ, süt ürünleri, şeker, şarap fabrikaları) dışında, Elmadağ`daki barut, Polatlı`daki traktör fabrikalarıdır. Bunlara daha yakın yıllarda Mürted`deki uçak sanayisinde eklenmiştir ( F - 16 uçakları). ULAŞIM Ulaşım bakımından Ankara, ülkenin her yanına kara ve demiryollarıyla bağlı olduğu gibi, Esenboğa havaalanı da önemli bir uluslararası hava ulaşım merkezidir.

Ankara antlaşması (tarih)

Ankara antlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti ile Fransa arasında 20 Ekim 1921`de Ankara`da imzalanan anlaşma. İşgal ettiği Urfa, Gaziantep, Maraş ve Adana bölgelerinde şiddetli bir direnişle karşılaşarak Suriye`yle yetinir duruma gelen Fransa, Sevr antlaşmasının imzalanmasından üç ay önce Ankara hükümetiyle ilişki kurmuş ve 20 günlük bir ateşkes anlaşması imzalamış (3C Mayıs 1920), ama sonradan ilişkilerde herhangi bir gelişme görülmemişti. Türk ordusunun Anadolu`da gücünü artırması, Ankara hükümetinin gücünün ortaya çıkması ve 16 Mart 1921`de SSCB`yle Moskova antlaşmasının imzalanması, Fransa`yı görüşmeleri yeniden başlatmaya yöneltti. Sakarya Savaşı öncesinde Ankara`ya gelen Fransa Dışişleri Komisyonu başkanı Henri Franklin Bouillon`un, 9 Haziran 1921`den başlayarak Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak ve Dışişleri bakanı Yusuf Kemal`le (Tengirşenk) yaptığı görüşmeler, Sakarya Savaşı sırasında kesildiyse de, savaştan sonra yeniden başladı ve Ankara antlaşmasının imzalanmasıyla sonuçlandı. Fransa adına Franklin Bouillon`un, Türkiye adınaysa Yusuf Kemal`in imzaladıkları anlaşma uyarınca, taraflar aralarındaki savaş durumuna son verdiler; bazı sınır (güney sınırları) sorunlarını geçici olarak çözümlediler ve savaş tutsaklarını birbirlerine geri vermeyi kabul ettiler. Antlaşmanın siyasal açıdan en önemli sonuçlarıysa, ilk olarak büyük bir Batı devletinin Ankara hükümetini tanıması ve Hatay`a özel bir yönetim statüsü tanınmasıyla, Türkiye`nin bir uzantısı olduğunun onaylanması oldu.

Ankara keçisi (hayvan)

Ankara keçisi, Bk. TİFTİK KEÇİSİ

Ankara kedisi (hayvan)

Ankara kedisi, Anayurdu Türkiye olan evcil kedi ırkı (Felis domesticus angoriensis). Sık sık birbirine karıştırılan Ankara kedileri ile Van kedilerini birbirinden ayıran bedensel özelliklerin başlıcaları, Ankara kedisinin kafasının daha küçük gözlerinin daha geniş, kulaklarının daha büyük olmasıdır. Ankara kedilerinin tüy dipleri yünsü, uçları ipeksidir; kafaları küçük ya da orta büyüklükte, kulakları ve bedenleri uzundur. Uzun kuyrukları uç kesime doğru sivrileşir. Safkan Ankara kedileri ile sarı gözlü Ankara kedilerinin çiftleştirilmesiyle, bir gözü mavi, bir gözü sarı yavrular elde edilir.

Ankara Meydan Savaşı (tarih)

Ankara Meydan Savaşı, Yıldırım Bayezit I ile Timur arasında 1402`de Çubuk ovasında yapılan savaşa verilen ad. Avrupa topraklarında büyük fetihlerle gelişen Osmanlı devleti ile kısa sürede İran, Irak ve Hindistan`ın önemli bir kesimini ele geçiren Timur İmparatorluğu arasında, görünüşte Yıldırım Bayezit`in, Timur`dan kaçan ve kendisine sığınan Tebriz hükümdarı Sultan Ahmet ile Azerbaycan hükümdarı Kara Yusuf`u Timur`a vermeyi reddetmesi nedeniyle patlak veren, aslındaysa, Doğu Anadolu`da egemenİiği ele geçirme çekişmesinin sonucu olan savaş, Timur ordularının Anadolu içlerine yürüyüp Sivas`ı almaları üstüne, Bayezit`in İstanbul kuşatmasını kaldırarak Bursa`da birliklerini toplaması ve Ankara`ya doğru yürümesiyle başladı. 19 Temmuz 1402`de Timur`un 160 000 kişiyi aşkın, savaş filleri de bulunan ordusu ile Bayezit`in yaklaşık 90 000 kişilik ordusu Çubuk ovasında karşı karşıya geldiler. Başlangıçta iki tarafın da belirli bir üstünlük sağlayamadığı savaş, Osmanlı ordusunun sol kanadımdaki Kara Tatarlar ile sağ kanadındaki Anadolu Beylikleri askerlerinin, Timur ordusu saflarında bayrak açtıklarını gördükleri Germiyanoğlu, Saruhanoğlu, Menteşoğlu ve Aydınoğlu beylerine katılmaları sonucu, hızla Osmanlı ordusu zararına gelişti. Osmanlı ordusunda çözülmenin başlaması üstüne, savaşın yitirildiğini anlayan şehzade Süleyman Çelebi, şehzade Mehmet Çelebi, sadrazam Ali Paşa, Murat Paşa ve Yeniçeri ağası Hüseyin Ağa, kuwetleriyle geri çekildiler. 3 000 kadar yeniçeriyle Çataltepe`ye çekilen Yıldırım Bayezit`in birçok saldırıyı püskürttükten sonra tutsak düşmesiyle savaş sona erdi ve Osmanlı devleti büyük bir sarsıntı dönemine girdi.

Ankara Paktı (tarih)

Ankara Paktı, Türkiye, Fransa ve İngiltere arasında 19 Ekim 1939`da Ankara`da imzalanan antlaşmaya verilen ad. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Almanya`nın Orta Avrupa`da, İtalya`nın da Akdeniz`de üstünlük kurma istekleri üstüne, Akdeniz`de ortak çıkarları bulunan Türkiye, Fransa ve İngiltere arasında Doğu Akdeniz`in güvenliğini sağlama konusunda başlayan (Mayıs 1939) görüşmeler, Almanya ile Rusya`nın 28iEylül`de Lehistan`ı paylaşmalarıyla hızlandı ve 19 Ekim`de Ankara Paktı`nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Anlaşmaya göre Türkiye`ye bir Avrupa ülkesi saldırırsa öbür iki ülke ona yardım edecek, Fransa ile İngiltere Akdeniz`de bir saldırıya uğrarlarsa ya da vermiş oldukları güvence nedeniyle Yunanistan ve Romanya yüzünden bir savaşa girmek zorunda kalırlarsa, Türkiye de onlarla işbirliği yapacaktı.

baştankaragiller (hayvan)

baştankaragiller, Büyük bölümü kuzey yarıkürede yaşayan ötücü kuşlar ailesi (Paridae). Üyelerinin çoğunun boyu 15 cm`yi aşmayan baştankaragiller ailesi üyelerinin renkleri gri, beyaz, siyah olabilir; bazı türlerde mavi, sarı ya da yeşil benekler, çoğunun yanağında da siyah çerçeveli beyaz bir bölüm bulunur. Hareketli ve çeviktirler; doğada kovuklar içinde barındıkları için, insanların yaptığı tahta kuş yuvalarını da kolayca benimser, yazın böceklerle, kışın tohumlarla beslenirler. Büyük baştankara ya da yalnızca baştankara (Pacus majör) denen türün başının ön bölümü siyah, yanakları beyaz, sırtı mavimsi gri, bedeninin alt bölümü, boyundan başlayan siyah bir şeritle ayrılmış sarı renklidir. Aynı aileden, ama farklı bir cinsten olan uzunkuyruklu baştankaranın (Aegithalos caudatus) yalnızca 14 cm olan boyunun yarısını kuyruk oluşturur; tüyleri siyah, beyaz ve yer yer pembe renklidir; özellikle böceklerle beslenir; likenler, yosunlar ve tüylerle, karmaşık kubbemsi yuvalar yapar. Gene farklı bir cinsten olan çulha kuşunun {Remizpendilunus) boyu, uzunkuyruklu baştankaradan hafifçe büyüktür.

Ankaragücü Konyaspor ()

Ankaragücü Konyaspor, Ankaragücü Konyaspor takımları müsabakası sezon içerinde olan futbol müsabakasıdır. Geçmişte bir çok kez olmuştur.

Bunlara bakanlar bunlara da baktı

Benzer isimler

Güncel Filmler

Son Eklenen Filmler

Bi` İlhan İrem Vardı
Bi` İlhan İrem Vardı Devamı
Komünist Başkan
Komünist Başkan Devamı

Sizin için seçtiklerimiz

Biz Değilsek Kim?
Biz Değilsek Kim? Devamı
Kasap
Kasap Devamı
Yarınsız Adam
Yarınsız Adam Devamı

Musallat
Musallat Devamı
Suç Çıkmazı
Suç Çıkmazı Devamı
Zeytinin Hayali
Zeytinin Hayali Devamı

Sevimli Müzisyenler
Sevimli Müzisyenler Devamı
Hababam Sınıfı Merhaba
Hababam Sınıfı Merhaba Devamı
Sevinç Gözyaşları
Sevinç Gözyaşları Devamı

Vuruldum Bir Kıza
Vuruldum Bir Kıza Devamı